Gezi davası kapsamında hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen menajer Ayşe Barım, esas hakkındaki savunmasında kısa konuştu.
Barım, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde yapılan duruşmada, “2025 yılının ocak ayından bu yana yaşamadığım bir sürecin içerisindeyim . Ben hiçbir suç işlemedim, oyuncuları asla gezi parkına yönlendirmedim. Hayatımda siyasi şeylere hiçbir şekilde müdahil olmadım. Şu anda bir kalp pili ve elektroşok cihazıyla hayatıma devam ediyorum. Açık kalp ameliyatı olacağım. Tüm tanık ifadeleri lehimeyken çok ağır bir şekilde cezalandırılmam istenmiş. Ben suçsuzum, avukatlarım da gereken hukuki açıklamayı yapacaktır. Ben sadece işiyle ilgilenen bir kadınım. Bu süreçte sağlığım çok etkilendi, sizden beraatimi istiyorum.” dedi.
İstanbul 26. Ağı Ceza Mahkemesi savcısı, Gezi Parkı eylemleri nedeniyle 248 gün tutuklu kalan menajer Ayşe Barım hakkında mütalaasını sundu. İddianamede Barım hakkında “darbe teşebbüsüne yardım etme” suçundan ceza istenmişti. Esas hakkındaki mütalaada ise “darbeye teşebbüs” suçu kapsamında en ağır ceza olan ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası’ istenmesi dikkat çekti.
Gezi Parkı eylemlerinde sanatçıları organize ettiği ve yönlendirdiği iddiasıyla yargılanan menajer Ayşe Barım için yargı sürecinde ilk derece mahkemesinde son aşamaya gelindi. Tutukluluğunun 248. gününde tahliye edilen Barım hakkında mütalaasını açıklayan savcılık, suçlamanın niteliğini değiştirerek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini istedi.
Suç, ‘yardım’dan ‘tam teşebbüse’ çevrildi
Soruşturma aşamasında hazırlanan iddianamede Barım için “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme” suçlamasıyla ceza talep edilmişti. Ancak duruşma savcısı sunduğu esas hakkındaki mütalaasında, Barım’ın eylemlerinin “yardım” kapsamında kalmadığını savunarak, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan doğrudan ağırlaştırırmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi.
Sanatçıların eylemi ‘planlı suç eylemi’ gösterildi
Savcılık mütalaasında, 12 yıl önce gerçekleşen Gezi Parkı eylemlerinin bir organizasyon dahilinde, sistemli ve planlı şekilde yürütüldüğü öne sürüldü. Ayşe Barım’ın; halkın sempati duyduğu, kitleleri peşinden sürükleme potansiyeli yüksek sanatçılar ve oyuncular adına sosyal medyada ve sahada irade gösterdiği iddia edildi. Mütalaada, Barım’ın sanatçılar üzerinden planlama, organizasyon ve yönlendirme faaliyetlerinde bulunduğu, süreci yöneterek hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna iştirak ettiği ileri sürüldü.
Dosyada yer alan iletişim kayıtlarına dair değerlendirmelerde bulunan savcılık, Barım’ın Gezi Parkı’nın ana aktörleriyle olaylar öncesinde herhangi bir iletişim kaydının bulunmadığını tespit etti. Buna rağmen mütalaada; eylemlerin hazırlık ve başlangıç sürecinde kurulan sık ve sistemli irtibatın “tesadüfi” olarak nitelendirilemeyeceği savunuldu.
Kavala dosyası örnek gösterildi
Mütalaada, Ayşe Barım’ın; Osman Kavala, Mehmet Ali Alabora ve Çiğdem Mater Utku ile birlikte hareket ettiği iddia edildi. Sanatçılar camiası adına aktif planlama ve organizasyon yaptığı öne sürülen Barım hakkındaki ceza talebinde, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2023/12611 Esas ve 2023/6359 Karar sayılı ilamı da dayanak olarak gösterildi. Söz konusu karara atıf yapılarak, eylemlerin “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçunu oluşturduğu ifade edildi.
Ne olmuştu?
ID İletişim’in sahibi menajer Ayşe Barım, “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme” suçlamasıyla tutuklanmış ve hakkında 30 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Barım, 1 Ekim tarihinde tutukluluğunun 248. gününde tahliye edilmişti. Hakkında ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirleri uygulanan Barım için davanın karar duruşması bugün görülecek.



