28 Ekim 2026, Çarşamba

İBB Davasının kritik ismi Murat Ongun savunma yaptı: Bu iddianame Dr. Frankenstein’ın eseri gibi!

CHP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun da aralarında bulunduğu 59’u tutuklu, 414 sanıklı İBB davasında 59’uncu oturum yapıldı. Silivri’de 16. haftası süren yargılamada savunma Ekrem İmamoğlu’na yakın isim Murat Ongun’a geldi. Çarpıcı bir savunma yapan Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, eşi gözaltına alındığında bir avukatın cezaevine ziyaretine geldiğini ve “‘Başsavcılıkta yakın tanıdıkları var. 1 milyon dolar verilirse eşinizin tutuklanmamasını sağlayabilirim.’” dediğini anlattı. Davada geriye Tuncay Yılmaz, Fatih Keleş, İnan Güney ve Ekrem İmamoğlu’nun savunması kaldı.

59’u tutuklu 414 sanıklı İBB davası 16. haftada İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda görülüyor.

İmamoğlu’nun savunması gelecek hafta alınacak

Duruşma başında Ekrem İmamoğlu söz aldı. İmamoğlu, mahkeme başkanına seslenerek şu ifadeleri kullandı:

“İlk duruşmanın daha erken bitirilmesi bekleniyordu ancak maalesef olmadı. Ağustos ayı başında da duruşmaya devam etmek istediğinizi arkadaşlarım bana aktardı. Benim burada görülen 4 davam daha var. Bu konuda sağlayabileceğiniz kolaylıkları sağlamanızı rica ediyorum.”

İmamoğlu, normal koşullarda cuma günleri davanın devam etmediğini hatırlatarak davanın cuma günlerini kullanıp kullanmayacaklarını sordu.

Mahkeme Heyeti başkanı ise cuma günleri duruşmanın olmayacağını açıkladı. Başkan, duruşmayı iki hafta içerisinde, 9 Temmuz Perşembe günü bitirmeyi planladıklarını ve tutuksuz isimlerin savunmalarının başlayacağı ikinci duruşma için ise 10 Ağustos tarihini düşündüklerini aktardı.

Mahkeme başkanı son olarak, 6 Temmuz Pazartesi günü Silivri’de İBB Davası’nın yanında hem diploma hem de casusluk davaları görülecek olan İmamoğlu’nun dava takvimi de göze alındığında savunmasını gelecek hafta perşembe ve cuma günleri almayı düşündüklerini kaydetti.

Adli tatil öncesi tutukluluk incelemesi var

9 Mart’ta başlayan davada tutuklu savunmalarının alındığı ilk duruşmanın, 20 Temmuz’daki adli tatil öncesi ara karara bağlanması bekleniyor.

59’uncu oturumda davanın önemli isimlerinden Murat Ongun savunma yaptı.

Savunmasının adına “şüphe savunması” diyen Ongun sözlerine şöyle başladı:

“Arkamda Avrupa’nın en büyük kentinin belediye başkanı, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı, Türkiye’nin 1. partisinin cumhurbaşkanı adayı oturuyor.  O da birine itiraz etmiş. Sonuç; malum. Bu coğrafyada itiraz popüler değildir. Pek tasvip edilmez. Onun yerine itaat tercih edilir. Sözü bile var: ‘’itaat et, rahat et.’’ Konforlu bir alan yani. Rahat ettiriyor. Bizim gibi umutsuz rahatsızlara ise ne gam! Devamlı itiraz ediyoruz. Neye? Haksızlığa. Neye? Adaletsizliğe. Neye? Adam kayırmaya, ikili hukuka, partizanlığa, gerçek yolsuzluğa. İtirazın sonu, huzurunuzdayız Sayın Başkan.”

“İddianameyi yazanlar bizim mesleği bilmiyor” diyen Ongun, şöyle devam etti: “Belli ki havuz medyasındaki balıkları gazeteci sanıyorlar. Bilseler; benim meslek büyüğüm olan Soner Yalçın’a, Ruşen Çakır‘a,  Şaban Sevinç’e Yavuz Oğhan‘a talimat veremeyeceğimi öğrenirlerdi. Ancak, onların benim kulağımı çekme bana fırça atma hatta bana talimat verme hakları olduğunu da bilirlerdi. Hele ki onlara para karşılığı haber yaptırmayı teklif etsem önce sinkaflı bir küfrederler, ardından beni def ederler, hırsları geçmez inadına İmamoğlu aleyhine konuşurlar. Haklı da olurlar.”

“İddianame bağıra bağıra ‘siyaset yapıyorum’ diyor”

“İddianame tepeden tırnağa sakat” diyen Ongun, “Rahatsız edici olan ise şu ki iddianame Türkiye’de ikili hukuk olduğunu ispat ediyor. İddianame ülkemizde seçkin ve özel insanların, biz fanilerle kanun önünde eşit olmadığını kanıtlıyor. İddianame bağıra bağıra ‘’siyaset yapıyorum’’ diyor” ifadelerini kullandı.

“DR. Frankenstein’ın eseri gibi”

Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında konuşan Ongun, iddianameye yönelik eleştirilerine devam ederek şunları kaydetti:

“Sayın Gürlek, bakanlık performansında ne içten bir Ak Partili olduğunu ortaya serdi. Şimdi ne düşünmeliyim? Sayın Bakan Şubat ayına kadar bağımsız, siyasete mesafeli, önyargısız bir hukukçuydu savına inanmalı mıyım? Bir günde AK Parti’yi bu kadar içselleştirdi diye mi düşüneceğim? Hayatın olağan akışına pek uymuyor.”

Bu iddianame Dr. Frankenstein’ın eseri gibidir. Onun gibi saldırgan ve acımasızdır. Üstelik onu ortaya çıkaran kişi de eserinden tiksindiği için olsa gerek, onu terk etmiştir. Ankara’ya gitmiştir. Ankara’ya giderken de bu yaratığı sizin kollarınıza terk etmiştir. Sizden beklenen, adını iddianame diye okuduğumuz bu şeyi üzerimize salmanız ve bize zarar vermesini sağlamanızdır.

Sizde şimdi kollarınıza atılan bu canavarla ne yapacağınıza karar vereceksiniz. Ya üstümüze salacak, ya da etiğin, ahlakın ama daha yücesi hakkaniyetin gereğini yapıp bu ucubeyi yok edeceksiniz. Bizim için, tüm bu zaman zarfı ise şunu sorarak geçti: ‘’Asıl canavar kim?’’”

“Biz mağduruz, yıllardır aşırı demokrasiye maruz kaldık. Vallahi bezdik”

Örgüt iddiası ve CHP içindeki süreçlerin bir arada değerlendirilmesine ilişkin beyanlarının ardından varlığı öne sürülen örgüte yönelik gizlilik iddialarına da değinen Ongun, şöyle devam etti:

“Örgütün gizliliğini güya ifşa edenleri sayıyorum: 2 alt taşeron firma sahibi, 1 alt taşeronun alt taşeronu firma sahibi, bir de alt taşeron firmanın ortağının şoförü. Başkan danışmanı, pişmanlar kralı Ertan Yıldız’ın dahi gizlilikle ilgili ifadesi yok ama alt taşeronun ortağının şoförü Servet Yıldırım’ın bilgisi var. Buna gülelim mi ağlayalım mı? Gizliliği anlatacak kişi bu mu? Ya da reklamcı Eyüp Subaşı mı? İtirafçı İBB bürokratları oldu dosyada. Hiçbirinin gizliliğe dair beyanı yok. Çok enteresan. Komedi filmlerine taş çıkartan durumlar da mevcut, anlatımlarda. Hayatımızda ilk kez görüp tanıdığımız insanlara, pat diye örgütü deşifre ettiğimiz anlatılıyor. Yani yine avanak diyor bize iddianame.”

“Sayın İmamoğlu’na olan sevgimi, saygımı ve birlikteliğimin gücünü herkes bilir. Lakin bu, irademi ona teslim ettiğim anlamına gelmez. İddianamede ‘Tartışılmaz ve karşı konulmaz tek söz sahibi Ekrem İmamoğlu liderliğinde’ deniyor. Vallahi de billahi de İmamoğlu’nun böyle biri olmasını ben çok isterdim. Ne yazık ki tam tersi.

Bizim kendisinden en çok duyduğumuz cümle: ‘Masa kurun.’ Masa kurmak demek; tek bir toplantı değil, tüm ilgili kurumların ve farklı görüşlerin dahil edildiği 15-20 kişilik geniş katılımlı toplantılar demektir. Sayın Başkan biz mağduruz, yıllardır aşırı demokrasiye maruz kaldık. Vallahi bezdik. Ne tek söz sahibi, ne karşı konulmaz lideri. Demokratlıktan yorulduk biz. ‘İmamoğlu Saraçhane’ye gelmiyor, hep sokakta’ deniyor. Mecburen. Kendi odası dahil her yerde toplantı yapıyoruz. Kaç kere odasına girip ‘Haa siz mi buradaydınız?’ dediği olur. Gelir, ‘ben de katılayım’ der, 2 saat daha sürer toplantı.

Böylesine iddialı bir soruşturma yapanlar, soruşturdukları kişiyi hiç ama hiç tanımıyor. Çok tuhaf. İmamoğlu’nu hiç tanımıyorlar. Oysa, savcıların onu kendilerinden bile iyi tanıması gerekirdi. Zaten tanısalar severlerdi.”

“Malvarlığım yanlış yazıldı”

Murat Ongun, aradan sonra iddianamede yer alan “örgüt” iddiasına yönelik savunma yapmaya başladı.

İddianameye göre kendilerine yöneltilen örgüt suçlamasının “kişisel zenginleşme, CHP’yi ele geçirme ve örgüt liderini Cumhurbaşkanı adayı yapma” amacı taşıdığının ileri sürüldüğünü aktaran Ongun, “Enteresan bir kurgu. Yolsuzluk yapmak için olabilecek en meşakkatli ve çok denklemli metodolojiyi tercih etmiş bir yapı anlatılıyor” ifadelerini kullandı.

Ongun, kişisel zenginleşme iddialarına da iddianamede malvarlığının yanlış yazıldığını söyledi ve “Uyarılarımıza rağmen düzeltilmedi. Olmayan arsalar, tarlalar, fındık bahçeleri varmış gibi yazılmış. Ben dünya nimetlerinden elini eteğini çekmiş bir derviş değilim ama tekrar tekrar bakmalarına rağmen benden, ailemden ve yakınlarımdan şüpheli bir şey çıkmadı. Hal böyleyken ve ben bu sözde örgütün en çok üyeye sahip alt kolunun yöneticisiysem, bu zenginleşme faaliyetlerinden neden kendimi vareste tutmuş olayım?” dedi.

50’den fazla ihaleyle ilgili usulsüzlükle suçlandığını hatırlatan Ongun, şöyle devam etti:

“50’den fazla ihalede usulsüzlükle suçlanıyorum, fakat sözde örgüt yöneticisi olarak örgütün birincil amacına uygun davranmamışım. Bu durum hayatın olağan akışına aykırı. Çok aykırı. Ya da halk diliyle konuşacak olsam şöyle sormam lazım: Ben örgüt avanağı mıyım? Avanak adamı örgüt yöneticisi mi yapmışlar? Kendinde kişisel zenginleşme yok, 1. ve 2. derece yakınlarda yok. İlerleyen kısımda göreceğiz kasası denen insanlarda da da yok. Nerede bu para? Sarı çizmeli Mehmet Ağa’da mı? İddia makamı bana yönelttiği milyarlarca liralık yolsuzluk iddiasını, hiçbir şekilde izah edememiş, somutlaştıramamış, tek bir kanıt bulamamış. Onun yerine tarafıma ait olmayan bir malvarlığı yazılıp iddianameye koymuş. İddianame, yazarın hayal dünyasını aksettirdiği bir roman değildir.”

Soruşturmanın başlangıcı…

İddia makamının, varlığı öne sürülen suç örgütünün deşifre olmasının kanıtı olarak CHP İstanbul il binasının alımı sırasında yapılan satın almayı konu alan gizli kamera görüntülerinin 2024’te ortaya çıkmasını gösterdiğini hatırlatan Ongun, “Yani mal sahibinin avukatı gizlice kaydettiği görüntüleri servis etmese gizemli örgüt deşifre olmayacakmış. Savcılık bu bölüme ‘soruşturmanın başlangıcı’ demiş” diye konuştu

Bu iddianın, şu an cinsel taciz suçundan tutuklu bulunan Hasan Hüseyin Şenyurt’un beyanlarına dayandığını da aktaran Ongun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sözde örgütün amacına yönelik yazılan bir gerekçe daha, mantıkla izah edilemediği gibi, yine sözde örgütün amacıyla da çelişki içinde. Aralarında cinsel saldırının da dahil olduğu 2 ayrı cinsel suç dahil, hırsızlık, zorla el koyma, kamu görevlisine hakaret suçlarından mahkemede ceza almış bir suç makinesinin ifadesi neredeyse 1 tam sayfa bu sava, delil diye yazılmış. Bu dahi, tek başına üzerinde çok düşünülmesi gereken bir durum. Soruşturmanın başlangıcı bölümünü, bu profildeki insanın beyanlarıyla kurgulamak, bu iddianameye sakat veya ucube demek için, tek başına dahi yeterli bir nedendir.

Peki, yine iddia makamına göre Ekrem İmamoğlu il binasının alımına neden dahil olmuş? Partiyi ele geçirmek amacıyla. İşte mantıkla izahı olmayan diğer çelişki burada. Eğer iddia olunduğu üzere il binası, rüşvet paraları ve iş adamlarına yapılan baskılar sonucu elde edilen gelirle alındıysa, bu alım örgütün ilk amacı olan kişisel zenginleşmeyle çelişiyor. Öyle ya, bina CHP’nin kurumsal malı olacak. İmamoğlu’nun kişisel malı değil. E bu durum kişisel zenginleşmeyle tamamen çelişiyor?”

Ongun, il binası alımı ve partiyi ele geçirme iddiasının zamanlama ve siyasi bağlam açısından da çelişkili olduğunu savunarak şunları aktardı:

“2019’daki satın alma 2024’ün siyasi atmosferiyle değerlendirilmiş. Oysa o dönemde Kemal Kılıçdaroğlu ile Ekrem İmamoğlu’nun arasından su sızmıyordu, ilişki ‘baba-oğul ilişkisi’ diye tarif ediliyordu. Böyle bir ortamda il binası alımını bugünün gerilimiyle açıklamak bir tür zaman sıçramasıdır. Zaman yolculuğuna çıksa dahi bu iddianame o kadar özensiz hazırlanmış. 2020 yılında yapıldı bu kurultay. Eğer İmamoğlu 2019 sonlarında partiyi ele geçirme amacı taşıyıp binayı satın aldırmış olsa 2020 kurultayında ya aday olur ya da başka bir adayı desteklerdi. 2023 yılını bekleyecek hali yok. Çok mantıksız.”

“Eşimin tahliyesi için 1 milyon dolar istediler”

Ongun, davada bugüne kadar pek çok tutuklunun beyan ettiği gibi kendisine de tanımadığı, Beliz Özkan adında bir avukat tarafından eşinin tahliyesi için para verme teklifinde bulunulduğunu açıkladı.

Ongun, ilgili kısmı şu sözlerle anlattı:

“26 Nisan 2025’teki ikinci dalga İBB operasyonunda eşim de gözaltına alındı. Büyük bir şok ve üzüntü içindeyken, ertesi gün ilk ve son kez bir avukat ziyaretime geldi. Daha önce görmediğim ve cezaevine bir kez geldiği kayıtlarla sabit olan avukat Beliz Özkan, ‘Beni sizin de benim de ortak şişman arkadaşımız gönderdi’ dedi. Cüneyt Yakut’u kastettiğini doğruladı ve onun mesajını iletti: ‘Başsavcılıkta yakın tanıdıkları var. 1 milyon dolar verilirse eşinizin tutuklanmamasını sağlayabilirim.’

Cezaevindeki avukat görüşmesinde benden böyle bir para talep edilince şok oldum. Yanıt vermeyince bu kez ‘Benim de 300-400 bin dolarım var, 600-700 bin dolar verse bile hallederiz’ dedi. Kendisine eşimin suçsuz olduğunu ve böyle bir param olmadığını söyledim, görüşmeyi bitirdim. Avukat Beliz Özkan hakkında da İstanbul Barosu’na şikâyette bulundum.”

Ongun, tahliye vaadiyle para isteyen avukatların yanında soruşturma başlamadan kendisini gözaltı listesinden sildirme vaadiyle ziyaret edenlerin olduğunu da açıkladı.

Operasyonlardan 4-5 ay kadar önce soruşturmadan haberdar olduğunu belirten Ongun, şöyle devam etti:

“Soruşturma bilgisine haiz olmama rağmen benim yaşamımda bir değişiklik olmadı. İşlerimi yine her zamanki gibi yaptım. Para kaçırmadım ya da mal devretmedim. İş hayatımı, özel hayatımı, nasıl yaşıyorsam öyle yaşamaya devam ettim. 2024’ün ekim ayında Ahmet Çiçek beni Çetin Ayaz adında bir şahısla ofisime gelerek tanıştırdı. Bu şahıs bana hakkımda bir soruşturma yürütüldüğünü, soruşturmanın gizli olduğunu, yardım edebileceğini söyledi. Ocak ayında tekrar görüştüğümüzde, 100 bin dolar vermem karşılığında bana listede kimlerin olduğunu ve olayın ne olduğunu bana bulabileceğini ve listede olmam halinde belirleyeceği bedel karşılığında de listeden adımı sildirebileceğini söyledi.”

İlbakların tahliyesine vurgu yaptı

Ongun, İBB soruşturması kapsamında tutuklanan ardından sessiz sedasız tahliye edilen reklamcı İlbak ailesine de dikkat çekti.

İlbakların itirafçı ifadesi vererek tahliye oldukları iddialarının gündeme geldiğini ancak dosyada ne sanık ne de ifadelerinin olduğunu söyleyen Ongun, iddianamede suç yöneltilmeyen aile hakkındaki tedbir kararlarının aşama aşama kaldırıldığını ve böylece dosyadaki önemli ihale iddialarının geçersiz olduğunu anlattı:

“İlbak ailesinden Murat, Yusuf ve Ali İlbak gözaltına alındı ve tutuklandı. Murat İlbak’la aynı gün mahkemeye çıktık, birlikte Silivri’ye gönderildik. Yaklaşık 40-45 gün sonra tahliye olduğu haberini aldım. Açıkçası ‘itirafçı olup bir şeyler mi anlattı?’ diye düşündüm çünkü kendisini tanırım, düzgün ve kaliteli bir iş insanıdır. Merak ettim, çünkü itirafçı olan kişilerin ifadeleri genellikle hemen basına yansıyordu. Ancak Murat Bey’in ifadesi hiç yayınlanmadı. Sonra şirketlerine kayyum atanıp atanmadığını araştırdım; kaldırıldığını ve şirketlerini geri aldığını öğrendim, sevindim.

Daha sonra tahliyesinin şartlarını merak ederken geçen yaz Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda Türkiye-Almanya finalini izlerken, TRT ekranlarında Riga’daki maçta tribünde bir Türk taraftara yakın plan yapıldı. O kişinin Murat İlbak olduğunu görünce, yurt dışı yasağının da kalktığını anladım ve şaşkınlık yaşadım.

İddianamede isimlerinin 1087 kez geçtiği bir dosyada, İlbak kardeşlerin sanık olmaması dikkat çekiciydi. İstanbul’un en büyük reklam şirketlerinden birinin artık sanık olmamasıyla, iddianamede yer alan birçok reklam ihalesi dosyasının da dayanağı ortadan kalkmış oldu. Eylem 61 ile başlayıp Eylem 76 arasında yer alan 16 reklam ihalesi dosyası da böylece çöp oldu çünkü iddianameye temel olan tevdi raporu ve fezlekenin işaret ettiği en önemli şüpheli, suçsuz bulundu. Tartışmalı olsa da bilirkişi raporlarına göre diğer ihaleler onunkinden çok daha masum.”

“Operasyonlar için neden diploma iptali beklendi?”

İddianameye yönelik eleştirilerinin ardından savunmasının ikinci bölümünde, İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve saatler sonra başlayan İBB operasyonları arasındaki bağlantıya yönelik konuşan Ongun, şu ifadeleri kullandı:

“Operasyon öncesinde Başsavcılık, 2 ayrı tehditvari yazıyla üniversiteden ısrarla diploma iptalini istedi. Yakın tarihte bir cumhurbaşkanlığı seçimi yoktu. Diploma neden bu kadar önemliydi, neden ısrarla iptali beklendi? Ekrem Başkan tutuklanacaksa diploma içerideyken de iptal edilebilirdi. Ama iptal beklendi ve kararın sabahı operasyon yapıldı.

Bu iptal, sanıldığı gibi yalnızca cumhurbaşkanı adaylığını engellemek için yapılmadı. Diploma varken İmamoğlu tutuklansaydı, CHP’nin resmi cumhurbaşkanı adayı tutuklanmış olacaktı. Bu da demokratik sisteme müdahale olarak değerlendirilecekti. Böylece ileride ‘Biz seçimlere müdahale etmedik, diploması iptal edilmiş bir kişiye yönelik belediye başkanı operasyonu yaptık’ denilecekti. Kurgulanan savunma buydu.

Zavallı rektör, düştüğü tuzağın farkında değil. Bu plan boşa çıktı. 23 Mart’ta biz 500 bin CHP üyesini sandığa getirmeyi hedeflerken, 15,5 milyon insan İmamoğlu’nu seçti bile. Size anlattığım gerçek bize tek bir şeyi gösteriyor: Korkuyu. Diploma, işte bu korku ve endişeyle iptal edildi. Haksız olan korkar. O mutlak butlan kararı, o gözükaralık bile buradan kaynaklı.”

“Buradaki herkes şoför beyanıyla tutuklu”

“Kusura bakmayın ama hakimler yetkilerini savcılara devrediyor” diyen Ongun, yalan olduğunu emniyetteki sorgusunda kanıtladığını belirttiği bir husus üzerine tutuklandığını belirterek “Örgüt saçmalığının bu davada kullanılmasının amacı netti. Ellerinde tek bir delil dahi yoktu. Beyan da yoktu. Böyle dev bir işe, delilsiz kalkıştıklarını bildikleri için çok tedirgindiler ve yol haritalarına itirafçı yaratabilmek için örgüt isnadını eklediler. Ne de olsa insan baskıyla, zorlamayla, tehditle çözülürdü” ifadelerini kullandı.

Kendilerini tutuklatan tek delilinin, Kültür A.Ş. eski genel müdürü Serdal Taşkın’ın şoförü Orhan Cevahiroğlu’nun ifadesi olduğunu belirten Ongun, “Yalnızca iftiracı Orhan Cevahiroğlu’nun beyanıyla Türkiye’nin cumhurbaşkanı adayı, Türkiye ve Avrupa’nın en büyük kentinin belediye başkanı tutuklandı. Fatih Keleş, ben, Necati Özkan, Hüseyin Köksal ve Serdal Taşkın da öyle Aslında burada bulunan bu kadar insan, yalnızca onun beyanıyla tutuklandı” dedi.

İBB Davası hangi aşamada?

Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı.

İddianamede ‘örgüt lideri’ olarak suçlanan Ekrem İmamoğlu’nun; ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘rüşvet’, ‘suç gelirlerinin aklanması’, ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘suç delillerini gizleme’, ‘haberleşmenin engellenmesi’, ‘kamu malına zarar verme’, ‘rüşvet alma’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘irtikap’, ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘vergi usul kanununa muhalefet’, ‘orman kanununa muhalefet’ ve ‘maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Davada şu ana kadar 51 kişi tahliye edildi

Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB’de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB’de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB’de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney’in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak, Medya A.Ş eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, reklamcı Hasan Yalaz, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, reklamcı Alper Aydın, reklamcı Yunus Göçer, iş insanı Ahmet Güllü, İBB Muhtarlıklar Daire Başkan Yavuz Saltık, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, İBB Kültür A.Ş. Eski İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan’ın tahliyelerine karar verdi.

önce gerçek

İçeriği Paylaş

İhsan Eliaçık ile Kürsü Sohbetleri izle
Beğenebilirsiniz
tümü
Kürsü TV İzle