CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun yargılandığı ‘bilirkişi‘ davasında 4’üncü duruşma yapıldı. Savunmasına “Mahkeme fırtınasıyla karşı karşıyayım” diye başlayan İmamoğlu, “Diğer salonda 4 bin sayfalık bir iddianame var; benim tabirimle çöptür. Burada Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Her salonda bir kumpas var” dedi. Duruşma 13 Temmuz tarihine ertelenirken davada mütalaa da açıklandı.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, bilirkişi S.B’ye yönelik açıklamaları gerekçesiyle “yargı görevini yapan bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlamalarıyla yargılandığı davanın dördüncü duruşması bugün Silivri’deki Marmara Cezaevi duruşma salonunda gerçekleşti.
Aynı günde iki davada hakim karşısına çıkacak olan İmamoğlu, ilk önce ‘bilirkişi’ davasına katıldı. İmamoğlu savunmasında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e göndermede bulundu. Gürlek’in bakan, birlikte çalıştığı isimlerin de bakan yardımcılığı gibi görevlere atandığını belirten İmamoğlu, “Bu millet de bunu yiyecek, ha? Yemez. Geçici bir bahar… Hani derler ya, ‘yalancı bahar.’” diye konuştu.
Bir suçlama düştü
Mütalaasını açıklayan savcı, bu aşamada eksik hususların giderilmesini isteyerek ek dosya talebinde bulunurken kararını açıklayan mahkeme, TCK 277’de yer alan “yargı görevini yapan bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” suçun oluşmadığını, suçun yalnızca TCK 288’de yer alan “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” maddesiyle oluştuğunu söyledi.
Mahkeme, eksik hususların giderilmesi için davayı 13 Temmuz’a ertelerken söz konusu suç, ön ödeme kapsamında yer alıyor. Yani İmamoğlu, 13 Temmuz tarihine kadar ön ödeme yaparsa dava düşebilir.
Geçtiğimiz haftalarda, İmamoğlu’nun “çirkin davası” da yapılan ön ödemeyle düşmüştü.
“Kadın Cumhurbaşkanı da olacak”
İmamoğlu, savunmasında Cumhurbaşkanlığı makamı hakkında konuşurken “kadın cumhurbaşkanı” çıkışında da bulundu.
İmamoğlu, “Cumhurbaşkanı nedir biliyor musunuz sayın Hakim? Cumhurbaşkanı, çok önemlidir. Bir eve bakalım, inşallah kadın bir Cumhurbaşkanı da olacak. Cumhurbaşkanı bir eve baktığınızda babadır biliyor musunuz? Annedir. Benim için öyledir yani. Demokrasi elbette, taraf elbette, parti elbette ama bir Cumhurbaşkanı, seçildiği an itibarıyla bir baba hüviyetine geçer” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, “Sen daha neler göreceksin” demiş
İmamoğlu, savunmasında Cumhurbaşkanlığı makamı ile ilgili konuşmaya devam etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaşadığı bir anıyı da paylaşan İmamoğlu, Erdoğan’ın kendisine “Sayın başkan, sen daha neler göreceksin” dediğini belirtti. İmamoğlu’nun mahkemedeki ilgili konuşması şöyle:
“Ben aday adayıyken kendisini ziyarete gitmiştim. Daha önce bana 2-3 yerde, ‘Makarios’un anıtını yapan kişi’ diye hakarette bulundu. Kıbrıs’ta 2 yıl yaşamış biri olarak, Makarios’un anıtını yapmışım. Halbuki ben, Beylikdüzü’nde Yaşam Vadisi’nin içinde, şanlı Türk askerini ve mücahitleri bir arada gösteren, tam 600 metrekarelik alanda Kıbrıs Barış Harekatı’nın meydanını ve anıtını yaptım. Yarışmayla yaptım; seçilen anıtın da hangisinin yapılmasına rahmetli Rauf Denktaş’ın ailesi karar verdi. Orada da koca bir anıt var. Bir köşede de 1960 Londra Antlaşması’nı betimleme yapıyor sanatçı. Orada Fazıl Küçük ve Makarios yan yana imza atarken, Makarios’un yüzü öfkeli ki o masada rahmetli Rauf Denktaş yok ama genç haliyle tasarlanmış, masaya yumruk vuran bir Rauf Denktaş anıtı; 1 metreye 7 metre. Dedim ki: ‘Sayın Cumhurbaşkanı, yani böyle şeyler söylüyorsunuz, bakın anıt budur. Bunu demeyin’ dedim.
Bakın aynen böyle, bunlar önemli şeyler; dün gibi hatırlıyorum. Odada ikimiziz, yan tarafta sandalyede Ali Doğan diye bir özel kalemi oturuyor. Benim özel kalemim de tutuklu, yukarıda hesap veriyor. Özel kalem kalktı yerinden, Allah razı olsun, telefonunu açtı getirdi —benim telefonum yanımda değil, dışarıda bıraktırdılar— telefonunu açtı, getirdi. ‘Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başkan’ın bahsettiği anıt bu’ dedi. Dedim: ‘Getirin, getirin.’ Böyle parmağımla büyüttüm —büyütmeyi de unuttuk, cep telefonu yok ya içeride— parmağımla böyle büyüttüm. Dedim: ‘Sayın Cumhurbaşkanım bakın, şuradaki köşedeki vakayı da bu yani. Bu Beylikdüzü Yaşam Vadisi’ndeki Barış Harekatı nedir, ne için yapılmıştır? Şanlı Türk askeri bir tarafta, mücahitler bir tarafta, ortada Rauf Denktaş.’ Belki de Kıbrıs’ta öyle bir anıt yok. Bana ne dedi biliyor musunuz? ‘Ohoo’ dedi, ‘Sayın Başkan, sen daha neler göreceksin’ dedi bana. Ben de kendisine şunu söyledim: ‘Siz benim Cumhurbaşkanımsınız, millet sizi seçti. Siz bunu yapamazsınız. Siz yalanı, iftirayı böyle kullanamazsınız.’ Ben bunu adayken yüzüne söyledim.”
Duruşma, 13 Temmuz 2026 günü saat 10:00’a ertelendi.



