20 Eylül 2026, Pazar

Bu Ülkenin İhtiyacı Ne?

Bazen bir cümle, bir ülkenin en derin fay hatlarına dokunur.

Son günlerde DEM Parti yöneticilerinin yurt dışında yaptığı açıklamalar tam da böyle bir etki oluşturdu. Özellikle, “terörle ilişkili yapıların siyaset yapacağı, ülkeye döneceği ve birlikte mücadele edileceği” yönündeki ifadeler; sadece bir siyasi tartışma başlığı değil, aynı zamanda bu ülkenin hafızasına dokunan bir meseledir.

Önce şunu net söyleyelim:

Bu ülkenin egemenliğini tartışmaya açan, hukuk düzenini yok sayan ve terörle mücadeleyi sulandıran hiçbir yaklaşımı kabul etmiyoruz.

Ama burada durup bağırmak yetmez.

Asıl mesele, doğru soruyu sormaktır:

Bir ülke, kendi sorunlarını neden kendi içinde çözemeyecek noktaya gelir?

Türkiye uzun yıllardır iki yanlış arasında sıkışıyor.

Bir tarafta; her meseleyi güvenlik başlığına indirip siyaseti daraltan bir anlayış,

diğer tarafta; şiddetle arasına net mesafe koymadan “siyaset alanı” talep eden bir yaklaşım.

Oysa gerçek çözüm, bu iki uçtan da uzaktır

PKK bu ülkenin gerçeğidir ama meşru bir gerçeği değildir.

Bu ayrımı yapmadan kurulacak her cümle, çözüm değil yeni krizler üretir.

Eğer birileri bu ülkeye dönecekse,

eğer birileri siyaset yapacaksa,

bu ancak ve ancak hukukun içinde, adaletin terazisinde ve milletin vicdanında karşılık bulduğu ölçüde mümkündür.

Hukukun üstünden atlayarak siyaset kurulamaz.

Adaleti görmezden gelerek barış inşa edilemez.

Asıl mesele şudur:

Türkiye’nin ihtiyacı;

ne sadece güvenlik politikalarıdır,

ne de sınırları belirsiz bir “siyaset açılımı”dır.

Türkiye’nin ihtiyacı;

devlet aklı ile demokratik meşruiyeti aynı zeminde buluşturan yeni bir yaklaşımdır.

Bugün dışarıda konuşanlara da, içeride susanlara da bir çift sözüm var:

Bu ülkenin meseleleri Paris’te, Berlin’de, başka başkentlerde çözülmez.

Bu ülkenin meseleleri Ankara’da, Diyarbakır’da, İstanbul’da çözülür.

Ama bunun için önce şu iradeyi ortaya koymak gerekir:

Şiddetle arana net bir çizgi çekeceksin.

Hukuku tartışma konusu yapmayacaksın.

Milletin vicdanını yok saymayacaksın.

Hür Düşünce Hareketi olarak bizim yolumuz nettir:

Biz, bu ülkenin sorunlarını dışarıya taşıyan değil,

milletiyle birlikte çözüm üreten bir anlayışı savunuyoruz.

Biz, güçlü devlet ile güçlü demokrasinin aynı anda mümkün olduğuna inanıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki;

Egemenlik, sadece sınırları korumak değildir.

Egemenlik, sorunlarını başkasına anlatmak zorunda kalmadan çözebilmektir.

Ve son söz:

Bu ülke çok şey gördü.

Ama her defasında kendi içinden bir çözüm üretmeyi başardı.

Yine başaracaktır.

Yeter ki biz,

sorunları büyüten değil, çözen bir aklın etrafında buluşalım.

Köşe Yazıları

tümü

Gündem