Türkiye’de devletin gücü uzun zamandır yanlış ölçülüyor.
Devletin gücü; makam araçlarının sayısıyla, kamu binalarının büyüklüğüyle, koruma ordularıyla veya vatandaşın karşısına çıkarılan engellerle ölçülmez.
Güçlü devlet, vatandaşına korku veren devlet değildir. Vatandaşına güven veren devlettir.
Kanunları herkese eşit uygulayan, kurumları kişilerin emrine bırakmayan, sınırlarını koruyan, kaynaklarını doğru kullanan ve verdiği sözün arkasında duran devlet güçlüdür.
Yeni Merkez’in devlet anlayışı açıktır:
Güçlü devlet, hür millet.
Çünkü devlet güçlenirken vatandaş küçülüyorsa, orada devlet değil, iktidar büyüyor demektir. Vatandaşın söz söyleme hakkı daralıyor, yargı bağımsızlığını kaybediyor ve kamu yönetimi liyakatten uzaklaşıyorsa devletin gerçek gücü azalır.
Devlet ile iktidarı birbirinden ayırmalıyız.
İktidarlar seçimle gelir ve gider. Devlet ise Türk milletinin ortak varlığıdır. Ordu, yargı, üniversiteler, kamu kurumları ve hazinenin imkânları hiçbir siyasi partinin mülkü değildir.
Devletin kurumları partileştirilirse, bürokratlar liyakatleriyle değil sadakatleriyle görevlendirilirse ve kamu kaynakları siyasi bağlılığa göre dağıtılırsa bundan yalnızca muhalefet değil, bütün Türkiye zarar görür.
Bugün vatandaşımız devlet dairesinde işini kime telefon ettireceğini düşünüyorsa, gençlerimiz sınav başarısından önce kimi tanıması gerektiğini sorguluyorsa, esnafımız hakkını hukuk yoluyla almak yerine bir aracı arıyorsa ortada ciddi bir devlet sorunu vardır.
Bizim teklifimiz, kuralları önceden belli ve uygulaması kişiden kişiye değişmeyen bir yönetim düzenidir.
Güçlü devlet, önce hukuk devletidir.
Mahkeme kararlarını uygulamayan bir idare güçlü olamaz. Hâkimleri baskı altında olan, savcıları siyasi tartışmaların içine çekilen bir ülkede hiç kimsenin canı, malı ve emeği tam güvence altında değildir.
Adalet yalnızca mahkeme salonunda aranmaz. Vergide, eğitimde, ihalede, atamada ve kamu hizmetine erişimde de adalet gerekir.
Güçlü devlet aynı zamanda akıllı ve tasarruflu devlettir.
Devlet vatandaşından tasarruf isterken kendi harcamalarını büyütemez. Millet geçim sıkıntısı çekerken kamu kaynakları gösterişe, ayrıcalığa ve verimsiz yatırımlara harcanamaz.
Devlet tasarruf etmeden vatandaş zenginleşemez.
Her yatırımın, her ihalenin ve her kamu harcamasının hesabı Türk milletine açıkça verilmelidir. Çünkü devletin parası diye ayrı bir para yoktur; harcanan her kuruş milletin alın teridir.
Güçlü devlet üretimi destekler.
Çiftçisini toprağından koparan, sanayicisini enerji maliyetleri altında ezen, esnafını vergi ve borçla kuşatan bir devlet geleceğini koruyamaz. Türkiye’nin gücü saraylardan değil; tarladan, fabrikadan, laboratuvardan ve nitelikli insan kaynağından doğacaktır.
Güçlü devlet sosyal devlettir.
Çocuğun yatağa aç girmesine, emeklinin temel ihtiyaçlarını karşılayamamasına ve gencin geleceğini yurt dışında aramasına seyirci kalamaz. Sosyal devlet sadaka dağıtmaz; vatandaşının insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesini güvence altına alır.
Güçlü devlet sınırlarını da korur, vatandaşının huzurunu da.
Terörle kararlılıkla mücadele ederken hukuktan ayrılmaz. Güvenlik ile hürriyeti birbirinin düşmanı hâline getirmez. Devletin görevi, güvenlik gerekçesiyle bütün toplumu susturmak değil, hürriyet içinde güvenliği sağlamaktır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, ortak devletimizin hukuk bağıdır. Kökeni, mezhebi, inancı veya siyasi görüşü ne olursa olsun herkes kanun önünde aynı güvenceye sahip olmalıdır. Devlet, vatandaşları arasında taraf tutamaz.
Yeni Merkez; devleti küçültmeyi değil, keyfîliği küçültmeyi savunur.
Devleti zayıflatmayı değil, kurumlarını güçlendirmeyi savunur.
Vatandaşı devlete karşı yalnız bırakmayı değil, devleti vatandaşın hizmetine vermeyi savunur.
Bizim istediğimiz; tek kişinin iradesine göre hareket eden bir yönetim değil, kurumlarıyla işleyen bir Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Korkulan değil güvenilen,
israf eden değil hesap veren,
emreden değil hizmet eden,
vatandaşını susturan değil dinleyen bir devlet istiyoruz.
Çünkü hür millet olmadan güçlü devlet, güçlü devlet olmadan bağımsız Türkiye kurulamaz.
Türkiye’nin yeni bir devlet kurmaya ihtiyacı yoktur.
Türkiye’nin, Cumhuriyetimizin kurumlarını hukuk, liyakat, akıl ve millet iradesiyle yeniden ayağa kaldırmaya ihtiyacı vardır.
Yeni Merkez’in sözü budur:
Devlet güçlü olacak; fakat gücünü vatandaşa karşı değil, vatandaş için kullanacaktır.
Millet hür olacak; çünkü devletin gerçek sahibi Türk milletidir.
*Süleyman Aksoy, Hür Düşünce Hareketi Genel Başkanı


