Değerli dostlarım;
İktidarın geçmişte APO ve PKK ile ilgili ne kadar olumsuz söylemi olduğunu toplum gayet iyi bilmektedir.
Ancak geldiğimiz günlerde yetkili ağızlardan sürekli PPK’ya özel bir çerçeve yasa ile belirli süreyi kapsayan bir af çıkaracakları açık açık ifade edilmektedir.
1982 Anayasamızda ‘af’ yetkisi vardır ve zaman zamanda uygulanmıştır.
Genel olarak toplumsal olayların sonucunda düzeni sağlamak,kin ve neret duygularını azaltmak ve toplum bilincini geliştirmek için af yoluna başvurulabilir.
Türk hukuk literatüründe af, “genel af” ve “özel af” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. “Genel af ”, hem cezayı, hem de suçu ortadan kaldırır. “Özel af ” ise suçu değil, sadece cezayı ortadan kaldırır (Kemal Gözler)
Çıkarılacak af genel mi yoksa özel mı olacak bunu henüz bilmiyoruz. Adalet Bakanının söylemine bakacak olursak bu genel af olmayacak ama özel af olup sadece cezayı ortadan kaldıracak. Yani sadece PKK’lıların yararlanacağı bir af olacakmış ki bu da Anayasanın ‘eşitlik ilkesine’ aykırı olup Anayasa Mahkemesi tarafından bozulma ihtimali yüksektir. Zannediyorum ki iktidar genel af çıkarmak yerine bu yolu deneyerek bu işin sorumluluğunun bir kısmını Anayasa Mahkemesi’nin üzerine atmış olacak.
TBMM’nin Af Yetkisi (Madde 87): Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararıyla genel ve özel af ilan etme yetkisine sahiptir. Ancak Anayasa’nın 14. maddesindeki (temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması) fiiller ile Anayasa’nın 169. Maddesi Orman suçları konusu dışında tutulmuştur.
Cumhurbaşkanının Af Yetkisi (Madde 104): Cumhurbaşkanı, sürekli hastalık, sakatlık ve kocama (yaşlılık) sebebiyle belirli kişilerin cezalarını hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir.(TBMM vb)
Denilmektedir.
Nitekim Cumhurbaşkanlarının bazı kişileri özel af yetkisine dayanarak affettiğini biliyoruz. Madımak katliamı sanıklarını affettiği gibi.
Meclis aritmetiğine baktığımızda beşte üç gibi salt çoğunluğun sağlanması hiç te zor değildir. Bunu iktidarın sağlaması mümkündür. Sadece İYİ Parti karşı çıkmakta, diğer partilerin tümü bunu desteklemektedir.
Bu konuda bizim en çok üzerinde durmamız gereken husus, Affı TBMM çıkaracak ama Meclisin kararından önce affedilmesi düşünülen terörist başının bu kanun metnini görüp incelemesi ve ondan sonra meclisin buna karar vermesidir ki bu oldukça düşündürücü ve milleti üzen, Meclisimizin itibarını sarsan bir husustur.
Nitekim DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları diyor ki “Sayın Öcalan’ın görüp onayladığı metnin TBBM’de aynen çıkması” gerek demekten çekinmiyor.
Ceza hukukunda affın gerekli olduğunu savunan yazar-çizerler;
Affın,haksız sonuçları düzeltebileceğini;
Toplumsal barışı sağlayabileceğini;
Adli hataların giderilmesi için bir araç olabileceğini;
Kanunların toplumsal değişim ve gelişmelere her zaman uyum sağlayamadığı, bu nedenle affın bir denge unsuru olduğunu;
İleri sürülmektedirler.
Buna karşı çıkan görüşlerde ise;
Devlette işlenen her suçun bir cezası olması gerekir, suç var ise karşılığında bu suçu işleyenlerin kanunlarda belirtilen kurallar içerisinde cezasını çekmesi gerektiğini;
Suçun karşılığı cezanın çekilmemesi durumunda ‘cezasızlık fikrinin’ yaygınlaşarak cezanın caydırıcı gücünün azaltılacağını;
Af yapılmasının adalet duygusunun zedelenmesine , suçun cezasız kalmasının hakkaniyet duygusunu etkileyeceğini;
Aftan zarar gören kişi veya ailelerin mağdur edileceğini; bu kesimlerin ikinci kez cezalandıracağını;
Siyasi kararların hukukun yerini almasına vesile olacağını;
Hukukun adaleti sağlama ve suçluyu cezalandırma amacını ortadan kaldıracağını;
Eşitlik ilkesinin bozulacağını; aynı suçu işleyip cezasını çekenler ile aftan yararlananlar arasında adaletsiz bir durum yaratacağını;
Cezasızlık kültürünü geliştireceği; cezasızlığı normalleştireceğini;
Siyasi istismar riskini artıracağı;
İktidarların af yetkisini toplumsal barış için değil, kendi seçmen tabanını memnun etmek veya siyasi ittifakları korumak için kullanmasına fırsat vereceğini;
ifade etmektedirler.
Değerli dostlarım;
İktidar ve Meclisin getirmek istediği af, aslında affı gerektirecek sorunları çözmek, suçun altındaki sosyal ve ekonomik nedenleri çözüme ulaştırmak yerine çözemediği sorunlar için af çıkarmak bir çare değil,suçun üstünü örtme çabalarıdır. Yani pisliği temizlemek yerine halının altına süpürmektir.
Türk Milletinin, Kürt kardeşlerimizle asla bir sorunu olmayıp sadece eline silah alıp dağa çıkan teröristlerin elindeki silah gücünü kullanarak Devleti af çıkarmaya mecbur etme istekleri vardır.
İçte ve dışta bizi bölmek isteyen emperyalistlerin/teröristlerin oyununa gelmek asla doğru değildir. Bunun adını herkes kendine göre koyabilir, bugün bunu önlemeye vatandaşların gücü yetmeyebilir ama milletimize yapılan bu yanlışı unutmamız mümkün değildir. Keser döner sap döner bir gün bu hesap döner der atalarımız.
Çıkarılacak af kanunu genel anlamda:
Milletin huzurunu ve moralini bozacaktır. Suça karışmamış dedikleri kim? Suça katılmak için dağa çıkmamış mı? Elinde silah yok mu?
Affın genel amaçlarına hizmet etmeyecek ve teröristlerle Türk Milleti’nin bir araya gelmesi sağlanamayacaktır.
Silah bırakmış gibi görünen teröristlerin gerçek anlamda silah bırakmayacakları, ülkeyi bölene ve yurdumuzun bir bölümünü bizden ayırarak Konfedere Kürt Bölgesi oluşturmak için alan kazanacakları;
Hem Kürt liderleri hem de emperyalistlerin ülkemizde görev almış temsilcileri açık açık ifade etmekten çekinmemektedirler.(ABD, Ankara Büyükelçisi utanmadan ve korkmadan “Dört ayrı ülkedeki Kürtler artık bir araya gelebilecektir.” diyebilmektedir.)
Bu kanunun çıkarılması için bu kadar istekli davranan DEM partisinin istediklerine gelince:
Anayasanın 42. Maddesini değiştirerek Kürtçenin eğitim dili olmasını;
Anayasanın 66. maddesi ile vatandaşlığı kavramını;
değiştirmek istiyor.
Cumhur ittifakı ise;
Anayasanın 101. Maddesinin değiştirilerek Cumhurbaşkanına yeniden seçilebilme imkanını elde etmek istiyor.
Milletimizin bu siyasi mühendisliğin hedeflerini ve kime yaradığını iyi hesap etmesi geleceğimiz için son derece önemlidir.
Umarım akli selim galip gelir ve Meclisteki vicdanlı vekillerimiz bir daha seçilme gibi bir anlayışa düşmeden vatanımız birlik ve beraberliği göz önünde bulundurabilirler.


