19 Eylül 2026, Cumartesi

Özeleştirim


Değerli dostlarım;

Bugün AKP iktidarında şikayet eden bizler, acaba tek suçlu AKP ve yönetimi midir?

AKP’yi bu duruma  biz getirmedik mi?

Her yapılana gerek ideolojik, gerekse dini  argümanlar altında kalarak sessiz kalmadık mı?

AKP lideri, “Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımıyorum., kararlarına da uymuyorum” derken sessiz kalmadık mı?

AKP, Fetullah Gülen cemaatini kullanarak Türk Ordusuna kumpaslar kurarken, Genel Kurmay Başkanını 26 ay hapis yatırırken susmadık mı?

AKP bütün basın- yayın organlarını çeşitli yollarla kendisine bağlarken ve tek taraflı yayınlara maruz kalırken güle oynaya onları izlemedik mi?

Bir kısım kanunları değiştirip HSK’yı kendisine bağlı  hale getirirken bugünlerde neler olacağını anlamadık mı?

AKP nin beğenmediği  mahkeme kararlarını veren hakimlerin yerlerini değiştirerek korku salıp diğer hakimleri  kendi lehinde karar vermeye zorlarken biz neden sessiz kalabildik?

AKP kendisinin 4 Bakanının hırsızlıkları ortaya çıktığında  onlar için hiçbir işlem yapmadığını görmedik mi?

AKP’nin seçtiği YSK’nın mühürsüz 3 milyon oyun geçerli sayılması yönündeki kararını duyduğumuzda sesimizi kısıp oturmadık mı?

Mühürsüz oylar nedeniyle  Tek adam sistemi denilen ucube bir yönetimi yaşamadık mı/ yaşamıyor muyuz?

AKP’nin yandaşlarını zengin edip milleti açlıkla terbiye edişine sessiz kalmadık mı?

‘Ben  BOP’un Eş Başkanıyım’ dediğinde bunun nereye varacağını hiç sorguladık mı?

AKP, bütün sınırları açarak Suriye, Irak, Lübnan, Libya , Afganistan ve Afrikalı göçmenleri içeri alırken ne olacağını düşünmedik mi?

Göçmenlere 40 Milyar dolar harcadık, bir kırk milyar dolar daha harcarız dediğine şahit olmadınız mı?

Terör Örgütü  elemanları ile İrlanda’da başlayan görüşmelerin gelip meclis kapısına dayanacağını, APO itinin ayağına milletvekillerinin gideceğini hiç hesap edemedik mi?

Apo’ya statü verilmesi için çalışılacağını, umut hakkının gündeme  geleceğini; DEM Partililer ile MHP’lilerin aynı dili konuşacağını; MHP liderinin ‘sadece elimi değil, gerekirse gövdemizi taşın altına koyacağız’ diyebileceğini akıl edemediniz mi?

Ülkenin Üniter yapısının tartışmaya açılacağını, Tom Barrack’ın küstahça ‘Ortadoğu ülkelerine Morarşik idarelerin gerekli olduğunu, demokrasinin bu ülkelere yaramadığını,bu ülkeler içerisinde Türkiye’nin de bulunduğunu’ ifade edebileceğini; iktidarın bizi köleleştirmeye yönelik bu söyleme hiç ses çıkarmadığını duymadınız mı? Ne yaptınız?

DEM Partisinin ‘Anadilde Eğitim’ diyerek İlkokul ve Ortaokullarda Kürtçe eğitim yapılsın söylemine iktidarın yeşil ışık yaktığını fark etmediniz mi?

Anayasa’nın 66. maddesini değiştirmek için  iktidarın Türk, Kürt ve Arap kardeşliğinden neden bahsettiğini anlamadınız mı?

Sadece iktidar yanlıların istedikleri işlere girebildiğini, adamı olmayanların dışarıda kaldığını, liyakatin yok sayıldığını görmediniz mi/yaşamadınız mı?

Son günlerde “Türk” kelimesi yerine “Türkiyeli” kelimesinin neden kullanıldığını merak etmediniz mi?

İktidarın özellikle 2018 den sonra her yıl tekrarladığı ‘bu yıl ülkemizin şahlanma yılı olacak’ sözünü  her duyduğunuzda biraz daha fakirleştiğinizi hissetmediniz mi?

O halde şimdi şikayet etmeye hakkımız var mı?

Bakın Anayasamıza göre Cumhurbaşkanı sadece iki kez seçilebilme imkanı var iken üç kez seçildi ama şimdi de dördüncü kez seçilmenin yolları için tuğlalar döşeniyor, kendisine rakip olabilecek güçleri mahkeme kararları ile saf dışı bırakırken biz halen o parti bu parti diyerek uyuyoruz.

Ne demişti Cumhurbaşkanı: Atı alan Üsküdür’ı geçti.

23 yıldır uyuduk, biraz daha uyku iyi gelir herhalde.

Köşe Yazıları

tümü

Gündem