Modern Dönem Ülkücülüğü;
Ülkücülerin ülkülerini ifade eden belli başlı en genel ve kapsayıcı ifade olarak, “ilayı kelimetullah ve nizamı alem” kelime ve kavramlarını kullandıkları bilinmektedir. Bununla birlikte “kızıl elma ve Turan” kavramları da çok kullanılırdı.
…
Ülkücü hareketin hareketlendiği ve kamuoyunda fark edilmeye başlandığı 1970-80-90’lı yıllarda bu kavramlarınİslami literatürdeki anlamlarıyla güncel meselelerin yorumlanmasında bile temel dayanak olarak kullanıldığı bilinmektedir. Ülkücü dernek ve kuruluşlar ile ülkücülerin o zamanlardaki yegane siyasi Partisi MHP teşkilatlarında yapılan eğitim çalışmalarında bu kavramların esas alınmış olduğunu, günümüzden geriye doğru yaptığımız zaman yolculuğunda da rahatlıkla görebiliyoruz. Bu zaman yolculuğunda ülkücü hareketin başlangıcına doğru gittiğimizde, başta karizmatik lider Türkeş ve arkadaşları olmak üzere, birçok saygın ilim ve irfan sahibi insanların fikri ve fiili varlıklarının bugünlerle kıyas kabul etmez bir şekilde rastlıyoruz.
..
12 Eylül ve Hapishaneler (Medrese i Yusufiye):
12 Eylül Askeri darbe dolayısıyla cezaevlerine hapsedilen ülkücüler uzun süre hücrelere ve ağır işkencelere tabi tutuldular. Ancak onlar bu süreçte, Kur’an bilgisinin ve okudukları diğer temel eserler rehberliğinde o güne kadar olan yaşantılarını, kişilik ve siyasi mücadelelerini yeniden gözden geçirme, düşünme ve muhakeme etme ve daha bütüncül ve dengeli muhasebeler yapma fırsatına çevirebilmişler. Kendi tabirleri ile hapishaneler onlar için “Medrese i Yusufiye” olmuş ve nitekim hapishanelerden her biri olgunlaşmış ve “kamil” insan olarak çıkmışlar.
…
Nitekim, hapishaneler sonrası yani 1990’lı yıllara ve sonrasında bu insanların hal ve hareketlerinde bu “medrese i Yusufiye” döneminin olgunlaştırıcı etkisi olarak daha sakin,dengeli ve kavrayış sergiledikleri müşahede edilmiştir.Nitekim bu dönem ülkücülerini şahsen ve yakinen tanıyan değişik dünya görüşüne sahip kişiler, hatta 12 Eylül öncesinin eylemli siyasi mücadelesinde muarız olmuş kişiler bile, bu insanların hapishane sonrasındaki duruşlarda gördükleri müspet farklılıkların hakkını sırası geldikçe teslim ettikleri görülmüştür.
…
Bir çok ülkücünün de yaptığı gibi, Muhsin Yazıcıoğlu’nun Ankara’da bulunan konumunun avantajı ile Alevi-Sunni, Kürt-Türk, sağcı-solcu, dindar-laik, köylü-şehirli, fakir-zengin demeden milletin tüm sosyal ve siyasi gruplarına mensup herkesi ayırt etmeden Ankara’da görülecek işleri için elinden gelen yardımı yaptığı bilinmektedir.
…
Ülkücülerde Ayrılık;
12 Eylül ve cezaevi süreçlerinin ülkücülerde bir dindarlaşma etkisi yaptığı daha önce söylenmişti. Daha çok bu dindarlaşma etkileşimi içinde bulunan ve bu anlayışı kişisel davranışlarıyla da bütünleştiren Muhsin Yazıcıoğlu liderliğinde bir grup ülkücü, 1993 yılında MHP ve diğer ülkücü kuruluşlarından ayrılarak, Büyük Birlik Partisi(BBP)’ni ve Nizamı AlemOcaklarını kurarak ülkede teşkilatlandılar.
….
Ülkücülerde Durağanlaşma;
Türkeş ve arkadaşları tarafından 1960-70’li yıllarda fikren ve fiilen temellendirilen ülkücülüğün temel kavramlarına dayalı motivasyonlarla Türk gençliğinin büyük bir kısmı, insanlığınulaştığı evrensel değerlerle de büyük oranda örtüşecek bir eğitim ve anlayış süreçlerine girmişti. Ancak Türkeş’in 1997 yılında, diğer ülkücü lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun da 2009 yılında vefat etmesi ile ülkücü camiada bir durağanlaşma ve sönümlenme gözlenmeye başlandı.
….
Ülkücülerin İllegal(Yeraltı) İşlerle İmtihanı
12 Eylülü yaşamış Ülkücülerin genelinde müsbet gelişmeler görmek doğru bir tespit olsa da, bir kısım ülkücüler için farklı tespitlere yol açan gelişmeler de olmuştur. Bilindiği gibi 1970-80’li yıllarda Ermeni terör örgütü ASALA ülke içinde ve dışında Türkiye ve Türk temsilciliklerine suikast ve sabotajlar yapıyordu. ASALA’ya karşı mücadelede bir kısım ülkücülerin devletin ilgili kurumları ile ilişkili olarak yurt içinde ve yurt dışında kullanıldığı hep yazıldı çizildi.
….
Devam eden süreçlerde ülkücülerin bir kısmı, ülkücülük fikri ve fiili canlılığını ve motivasyonunu büyük oranda kaybetti. Bunun yerine, başında ülkücü kelimesiyle başlayan ancak ikinci kelimesi ülkücülükle bağdaşmayan sıfatla ifade edilen yapılanmayla yer altı dünyasının içinde yer alarak, gayri meşru işler ve faaliyetler yapan kişi ve gruplar olarakkamuoyunda dikkat çekmeye başladılar.
…
Ülkücülerin Mevcut Durumu
Ülkücülük ülkemizde bugün belli siyasi ve sosyal gruplar içinde yer almakla birlikte, kemmiyet ve keyfiyet olarak potansiyelinin çok altında fonksiyon ve görünürlüğü vardır. Mevcut durum böyle olmakla birlikte, ülkemizde İlayıKelimetullah ülküsünün mana ve mevhumuyla kendisini asgari seviyeden azami seviyeye kadar kendisini ilişkili gören milliyetçi muhafazakar önemli bir ülkücü potansiyelibulunmaktadır.
….
Günümüzde ülkücülerin hayatın tüm alanlarında ve ülkücülük misyonları doğrultusundaki etkinliği, Türkeş ve Yazıcıoğlu dönemleri ile kıyaslanamayacak kadar düşük durumdadır. Ayrıca, ülkücü adıyla bir kısım kişi ve grupların gayri meşru alanlarda faaliyet göstermesi, ülkücülük adına kamuoyunda menfi bir algının oluşmasına neden olmaktadır.
…
Ülkücülük Potansiyeli;
Ülkücülüğün temsilini ve mevcut reel durumunu, mevcut ülkücü görünürlüğü ile sınırlı görmek yanıltıcı olur. Ayrıca ülkücülük fikri bir partinin bir derneğin tekelinde görmekte yanıltıcı olur. İleriki bölümlerde ele alacağımız üzere, ülkücülüğün Türkiye ve Türk-İslam dünyasını aşkın evreni ve varlık alemini içine alan ve ilahi kaynaklı mesajları kendine referans kabul eden boyutları vardır.
…
Temelleri ilahi kaynaklara ve Hz. Muhammedin örnek hayatına dayanan bu ülkücülüğü, ülkücüler fikri ve fiili özgün bu çizgide ve misyonuna uygun olarak mücadelelerini yapabilselerdi, bugün Türkiye bir başka konumda olabilirdi. Türk insanı ve sosyolojisi kök değerleriyle ve evrensel insanı değerler ortak paydasında bir zeminde barış ve huzur içinde, sosyal dengeleri oturmuş çok daha farklı bir ülkede yaşıyor olabilirdi.
…
Önümüzdeki dönemlerde Türkiye’nin ve dünyanın içinde bulunduğu reel şartlar dikkate alınarak, ülkücülük yeniden gözden geçirilmek durumundadır. Bu gözden geçirmede ülkücülüğün temel kaynakları olan ilahi ve milli değerler ile evrensel değerlerin imtizacı çok rahatlıkla yapılabileceği de ortadadır. Ortaya çıkacak bu fikri durumun alacağı yeni halin motivasyonu ile ülkücülerin bir süredir atıl insan potansiyelinin de fiilen hayatın içinde her seviyede harekete geçeceği değerlendirilmektedir.
….
Bir sonraki bölümde ülkücü anlayışın muhtevasında evrensel nitelikler var mı? evrensel insani değerlerle bütünleşebilir mi?konusu ele alınacaktır.


