31 Ekim 2026, Cumartesi

Müsavat Dervişoğlu’nun ‘dik duruşu’(!)

Değerli dostlarım;

29 Ekim’de Cumhuriyetimizin 103. yıldönümünü kutladık. Tekraren kutlu olsun, Allah Cumhuriyet idaresi altın ülkemizin ve milletimizin var olmasını nasip etsin.

Anıtkabir’deki ziyaret sırasında Müsavat Dervişoğlu’nun Devlet Bahçeli’nin koluna girmiş ve çok ama çok samimi bir şekilde merdivenden inişlerini gördüm.

 Sn. Dervişoğlu’nun temsil ettiği ve bugüne kadar savunduğu ‘Dik Duruş’ açısından bu samimiyeti son derece yadırgadığımı ve ‘dik duruş’ olmadığını belirtmek isterim. Elbette, tokalaşmak, merhaba etmek siyasetin bir mecburiyeti olabilir ama bu şekilde olmamalı.

Şadi Şirazi diyor ki:” Ne insanları kendinden uzaklaştıracak kadar sert, ne de onları size karşı  küstahlaştıracak kadar yumuşak olacaksınız”.

Siyasette siyasi söylemler bazen sertleşebilir, fikirler ayrılabilir ama bu söylem ve ayrılıklar hiçbir zaman hakaret ve küçültücü davranışlara dönüşmez ve dönüşmemelidir.

Devlet Bahçeli, bir zamanlar Sn. Cumhurbaşkanına olmadık sözler söyledi. Cumhurbaşkanı da Devlet Bahçeli’ye ondan daha ağır sözler söylemedi mi?

Şimdi her ikisi de Cumhur İttifakının ortağı olarak ülkeyi yönetmeye devam ediyorlar, edebilirler de. Ama bu tutum bize uygun gelmediği için şimdi başka yerlerde değil miyiz?

Bu siyaset biçimini tercih edebiliyorsanız yolunuz açık olsun, siz de onlara katılabilirsiniz.

Peki; İYİ Parti neden MHP’den ayrılarak yeni bir parti kurdu?

Nedenlerini hepimiz biliyoruz. En önemli nedenlerden birisi Sn. Devlet Bahçeli’nin siyasi çizgisini değiştirmesi değil miydi?

Biz İYİ Partiden ne bekliyoruz?

Dik durmasını, eğilmemesini, fikren ve zikren ideallerinden taviz vermemesini; ülkenin Üniter yapısını korumasını, Ülkemizi bölmek isteyenlerle mücadele etmesini, vatan hainlerine karşı durmasını istemiyor muyuz?

Geldiğimiz noktada siz Cumhur İttifakı’nın kolları arasına girmiş, BOP eş başkanlığını savunan birisi ile ittifak yapmış, APO itini affedebilmek için kanun çıkarılmasına, hatta ona statü kazandırılmasına  uğraşan birisi ile nasıl bu kadar samimi ve dost olabilirsiniz?

Eğer fikriniz bu yönde idiyse gidip Mecliste siz de oy verseydiniz?

Sizi ayıran özellik bu değil miydi?

İYİ Parti yayınladığı bildiride diyor ki:

“Türk töresinde büyüğe saygı vardır.” Sayın Dervişoğlu da bu saygı çerçevesinde gereken yapmıştır.

Evet, büyüğe saygı Türk töresinin özüdür amma!

Bu saygı ‘büyük büyüklüğünü’ koruduğu sürece olmalıdır.

 Eğer ‘büyük’ dediğiniz sizi yok etmek, yerle bir etmek ve altınızı oymak istiyorsa ona saygı göstermek ‘saygılı olmak’ değil, sadece söylem ve eylemlerinizin bir olmadığını gösterir,  küçülmek olur. Siz saygıyı hak etmeyene ‘büyük’ diye saygılı davranırsanız sadece onu küstahlaştırmış olursunuz. 

Tevazu, bildiklerimizi küçültmekle değil, bilmediklerimize kapı açmakla olur. 

Kendinize olan inancınızı kaybederseniz siyasi geleceğiniz olmayacaktır.

Köşe Yazıları

tümü

Gündem