Bazı yolculuklardan dönerken insanın zihninde konuşmalar, yüreğinde ise memleket kalır.
Ankara’dan böyle dönüyorum.
Hür Düşünce Hareketi olarak 5 Kasım’da hukuk, 7 Kasım’da dış politika çalıştaylarımızı gerçekleştirdik. Türkiye’nin meselelerini konuştuk, birbirimizi dinledik, sorular sorduk. Şimdi bütün bu konuşmaların ardından, kendimi en çok şu soruyu düşünürken buluyorum: Çocuklarımıza nasıl bir Türkiye bırakacağız?
Ben, bu ülkenin insanlarının daha huzurlu bir hayatı hak ettiğine inanıyorum. Bir gencin geleceğini düşünürken endişeden önce heyecan duyabilmesini istiyorum. Bir annenin, çocuğunu hayata hazırlarken “Acaba hakkı yenir mi?” korkusunu taşımamasını… Yıllarca emek vermiş bir insanın, ömrünün sonbaharında kendisini güvende hissetmesini…
Hukuk çalıştayımızın benim gönlümdeki karşılığı biraz da budur.
Adalet, insanın başını yastığa koyduğunda kendisini sahipsiz hissetmemesidir.
Hakkını arayanın kapı kapı yorulmadığı, kim olduğuna bakılmadan herkesin sözünün dinlendiği bir ülke özlüyoruz. Devletine güvenen, yarınından emin olan insanların ülkesi olmak istiyoruz.
Dış politikayı konuşurken de aklımda bu insanlar vardı. Çünkü ülkemizin dünyadaki yeri; evlerimizdeki huzuru, soframızdaki ekmeği, gençlerimizin geleceğini etkiliyor. Alınan her kararın insan hayatında bir karşılığı bulunuyor.
Türkiye’nin güçlü olmasını istiyorum. Sözünü bilgiyle, kararlılıkla ve itibarla söylemesini; vatandaşının dünyanın neresinde olursa olsun ülkesinin desteğini arkasında hissetmesini istiyorum. Tarihimizin acılarını unutmadan, yeni acılar yaşanmaması için akılla ve sağduyuyla hareket etmemizi önemsiyorum.
Bir muhacir ailenin evladı olarak vatan kelimesinin ağırlığını içimde taşıyorum. İnsanın bir yere ait olmasının, orada kök salmasının, çocuklarına “Burası bizim memleketimiz” diyebilmesinin kıymetini biliyorum.
Bu yüzden Türkiye’ye dair her meseleyi biraz da evimizin meselesi gibi görüyorum.
Ankara’da bir araya gelmemizi anlamlı kılan da memleketimize karşı duyduğumuz bu sorumluluktu. Farklı görüşlerle aynı masaya oturabilmek, birbirimizin sözünü sabırla dinlemek, bir sorunun çözümünü birlikte aramak… Bugün buna ne kadar ihtiyacımız var.
Bilgilerini bizimle paylaşan kıymetli konuşmacılarımıza, katılımcılarımıza ve bu buluşmalar için emek veren bütün çalışma arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Hazırlıkların arkasında zamanını, emeğini ve gönlünü ortaya koyan insanlar var. Her birinin katkısını çok kıymetli buluyorum.
Şimdi bize düşen, konuşulanların üzerinde çalışmak ve önerileri somutlaştırmak. Önümüzde enerji, ekonomi ve eğitim çalıştaylarımız var. Aynı inançla yolumuza devam edeceğiz.
Yorulduğumuz zamanlar elbette oluyor. Ama bir gencin bu ülkede kalmak için sebep aradığını düşündüğümde, yapacak daha çok işimiz olduğunu hissediyorum.
O gence güvenle “Geleceğini burada kurabilirsin” diyebileceğimiz bir Türkiye için çalışıyoruz.
Bu pazar Ankara’yı düşünürken içimde taşıdığım duygu budur: Memleketimize karşı derin bir sevgi ve henüz tamamlanmamış bir sorumluluk.
* Süleyman Aksoy, Hür Düşünce Hareketi Genel Başkanı


