15 Ekim 2026, Perşembe

TÜRKİYE’NİN HÜR MERKEZİ – 11

Yeni Merkez Milletin Cevapsız Sorularına Ne Diyor?

Bir emekli soruyor: “Ömrüm boyunca çalıştım. Şimdi neden geçinemiyorum?”

Bir genç soruyor: “Okudum, emek verdim. Geleceğimi kurmak için neden bir tanıdığa ihtiyaç duyuyorum?”

Bir anne soruyor: “Çocuğum iyi bir eğitim alabilecek mi?”

Bir üretici soruyor: “Yarın hangi maliyetle karşılaşacağımı bilmeden nasıl yatırım yapacağım?”

Bu soruların her biri siyasetten cevap bekliyor. Vatandaş, kendi hayatında neyin değişeceğini bilmek istiyor.

Türkiye’nin Hür Merkezi’ni anlatırken benim ölçüm budur: Söylediklerimiz milletin hangi derdine çare olacak?

“Çalıştığım hâlde neden geçinemiyorum?”

İnsan, emeğiyle geçinebildiği ölçüde geleceğine güvenle bakabilir. Sürekli borçlanarak ay sonunu getiren bir aile için ekonomik başarı söylemlerinin karşılığı yoktur.

Bizim ekonomi anlayışımızın merkezinde çalışan, üreten ve alın teriyle yaşayan insan vardır. Enflasyonla mücadeleyi, adil vergilendirmeyi, üretimin güçlendirilmesini ve kamu kaynaklarının doğru kullanılmasını birlikte ele almak gerekir. Dar gelirlinin taşıdığı yükü hafifletirken israfın ve ayrıcalıkların üzerine gitmek zorundayız.

Hedefim açıktır: Çalışan insanın geçinebildiği, emeklinin onuruyla yaşayabildiği, orta sınıfın yeniden güçlendiği bir Türkiye.

“Çocuğumun geleceği neden bizim gelirimize bağlı?”

Bir çocuğun imkânları, doğduğu evin bütçesiyle sınırlı kalmamalıdır. Cumhuriyetin fırsat eşitliği vaadini eğitimde yeniden hayata geçirmek zorundayız.

Bunun yolu güçlü devlet okullarından, iyi yetişmiş öğretmenlerden, güvenli okul ortamından ve çocukların beslenme, barınma, ulaşım ihtiyaçlarını gözeten bir eğitim politikasından geçer.

Bir anne babanın en büyük güvencesi, “Çocuğum çalışırsa önünde yol açılır” diyebilmesidir. Ben o güveni yeniden kurmak istiyorum.

“İşe girmek için neden birilerini bulmam gerekiyor?”

Bu sorunun cevabı liyakattir. Ancak liyakat sözü, açık kurallarla ve denetlenebilir uygulamalarla anlam kazanır.

Kamuya alımlarda ve yükselmelerde ölçütler önceden belli olmalı; değerlendirmeler nesnel, sonuçlar itiraza açık olmalıdır. Hiçbir genç siyasi yakınlığı nedeniyle öne geçirilmemeli, hiçbir genç düşüncesi nedeniyle geride bırakılmamalıdır.

Bizim sözümüz şudur: Millet seçecek, liyakatle yönetilecek.

“Oy veriyorum; sonra neden sesim duyulmuyor?”

Demokrasi, vatandaşın seçimler arasında da söz sahibi olmasını gerektirir. Aday belirleme süreçlerinde üyelerin katılımını güçlendirmeli, temsilcilerin seçmenlerine düzenli hesap vermesini sağlamalıyız.

Milletvekili vatandaşın sorusunu Meclise taşımalı; belediye yönetimi aldığı kararın gerekçesini açıklamalı; kamu kurumu başvuruya zamanında cevap vermelidir.

Temsil, vatandaşla kurulan bu bağ sayesinde yaşar.

“Bu ülkenin geleceğine yeniden güvenebilir miyim?”

Ben güvenebileceğimize inanıyorum. Bunun için yönetenlerin sözüyle uygulaması arasında tutarlılık olmalıdır. Hukuk herkese aynı şekilde işlemeli, kamu parası izlenebilmeli, yanlış kararlar düzeltilebilmelidir.

Bir mühendis olarak biliyorum: Sorunu doğru tarif etmeden çözüm kurulamaz. Sorumluyu, yöntemi ve takvimi belirlemeden verilen söz de sonuç üretmez.

Hür Düşünce Hareketi olarak görevimiz, milletin sorularını dinlemek ve her cevabın nasıl hayata geçirileceğini ortaya koymaktır.

Türkiye’nin Hür Merkezi’nin başarısını vatandaşın hayatındaki değişimle ölçeceğiz: Genç iş bulabiliyor mu? Emekli geçinebiliyor mu? Üretici önünü görebiliyor mu? Vatandaş hakkını aradığında sonuç alabiliyor mu?

Benim siyasette aradığım karşılık budur.

Milletin soruları, bizim çalışma gündemimizdir. Cevabımızı hayatın içinde göstermek zorundayız.

*Süleyman Aksoy, Hür Düşünce Hareketi Genel Başkanı

Köşe Yazıları

tümü

Gündem