29 Ekim 2026, Perşembe

65 yıllık dostun ölümü…

Değerli dostlarım;

Yaratanımız Allah Kur’an’ı Kerim’in Ankebut Suresi’nin 57. Ayetinde buyuruyor ki ” Her nefis mutlaka ölümü tadacaktır”

Amenna, inandık ve iman getirdik.

Ölümler mutlak bir gerçek ve yaratılmış olmanın bir gereğidir amma bazı ölümler daha acı ve hüzün vericidir. 65 yıllık çocukluk ve gençlik arkadaşımı, dostum ve çok değerli bir meslektaşım ve hemşehrim öğretmen arkadaşım Burhanettin Arslan’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyim. Gerçekten içim çok acıyor.

İspir Ortaokuluna başladığım yıl tanıştığım, Şerdereli (Gandis)’ten beni Hişen (Numanpaşa) Köyünden gelmiştik aynı sıralara. Başımıza geçirdiğimiz şapka ve ilk defa giydiğimiz takım elbise ve taktığımız kravatlarla artık önlük takmaktan kurtulmuş ve Ortaokul öğrencisi olmanın gururunu taşıyorduk sırtımızda. Yıl 1962 Eski pansiyon binasındaydı sınıfımız mevcut oldukça kalabalık sınıfın altı tahtalarla döşenmiş, yürüdükçe toz kalkardı, her teneffüste havalandırmak için pencereleri açar, kışın ise soba ateşinde sınıfımız ısıtılırdı. İlk defa birden fazla öğretmen görmüş ve ürkerek otururduk sıralara.

Çoğunlukla aynı sıralara oturduk. İlk gün birbirimize adımızı sormadan nereli olduğumuzu sorardık. O bana Şerdereli olduğunu, ben de Hişenli olduğumu söyledikten sonra adlarımızı ilave etmiştik. Böyle başlamıştı arkadaşlığımız.

Birlikte üç yıl aynı sıraları paylaştığım, ortaokulda Matematik dersinde bütün sınıf başarısız olmuş okul Müdürü Şahin Güner Tahan, bir önceki sınavdan yüksek alıp, bu sınavdan 4 ve 5 alan bizleri tahtaya kaldırmış, konuyu anlatmamızı istemiş olmasına karşılık bunu yapamayınca yaş bir pelit sopası getirterek bizleri sıra ile döverken Burhanettin dayağı yemiş, bana sıra geldiğinde ise Fransızca dersimize gelen doktorun kapıyı çalıp acilen müdürü çağırması sonucu ben sopa yemekten kurtulmuştum.

Gümüşhane Öğretmen Okulunu aynı yıl kazandığımız ve birlikte okuyup aynı dönem mezun olduğum, sonra da benim köyümde uzun yıllar hizmet veren arkadaşım, kardeşim ve dostum, Eğitimci Burhanettin Arslan’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyim.

Birlikte büyümek, birlikte okul sıralarında oturmak, haylazlıklar yapmak, sonra ülkenin eğitim ordusuna katılmak; daha sonra da aynı çizgide siyasi görüşümüzü paylaşmak; memleket meselelerini birlikte analiz etmenin hazzını birlikte yaşamak ne kadar güzelmiş onu kaybedince anlamak ta bir o kadar acıymış meğer.

İkimiz de İspir’de doğmuş, birlikte yurdun çeşitli yörelerinde hizmet etmiştik. Ben Çat-Ağaköyü İlkokuluna atanırken o benden daha şanslıydı ki İspir Numanpaşa Köyü İlkokuluna atanmıştı. Köyde öğrencileri ve köy halkı ile çokiyi ilişki kurmuş, hatta benim alanımı da kapatmıştı. Bizim köyü ve halkını benden iyi tanıyordu. Büyükle büyük, küçükle küçük olurdu. Harika bir eğitimciydi, güzel bir halk adamı, harika bir insandı. Bizim köye gelmiş geçmiş en iyi ve başarılı öğretmenlerden birisiydi.

Numanpaşa Köyünden sonra İspir Yatılı Bölge Okuluna atanmış, orada da birçok öğrencisinin yolunu aydınlatmıştı. Bölge okulunda ne idare ile ne de öğretmen arkadaşlarıyla hiçbir problemi olmamış, sadece öğrencilerinin daha ileri yıllardaki hayatlarını nasıl düzenleyebilecekleri konusunda onlara rehberlik etmişti.

İspir’den sonra ailesiyle birlikte Karabük’e yerleşmiş uzun yıllar Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü yapmış, buradan da emekli olmuş ve siyasete girmişti. MHP Karabük İl Başkanlığı görevini de yürütmüş ama siyasete benim gibi o da ayak uyduramamıştı.

Şimdi geriye dönüp bakıyorum ve okul hatıralarımız bir bir gözümün önünden geçiyor.

Öğretmen Okulunda okurken sinemaya gidecektik. Burhanettin’in 150 Kuruşu vardı, bir bilet ise 75 Kuruştu. Benim ve diğer arkadaşımız Tuncay’ın parası yoktu. Burhanettin dedi ki ikiniz aranızda kura çekin hanginize çıkarsa onu sinemaya götüreyim. Aslında makul bir teklifti ama parası olmayan ikimiz itiraz ettik ve kurayı üç kişi olarak çektik. Boş kağıt Burhanettin’e çıktı. Parayı bize verdi ama bu defada bizim içimiz elvermedi, bir formül düşündük elimize 125 kuruş alarak arkadaşlardan 25′ kuruşumuz eksikmiş gibi para istemeye başladık. Kısa sürede sinema parasını iki katına çıkarmıştık. Böylece hayatımızdaki ilk dilenciliği birlikte yapmıştık.

Sinemadan çıktıktan sonra Gümüşhane sokaklarında dolaşırken Gümüşhane’nin delikanlılarıyla kavga ettik, bereket sinemadan çıkan bizim diğer arkadaşlarımız yetişince daha fazla dayak yemekten kurtulmuştuk. Kavganın sebebi ise bendim. Ben Gümüşhaneli bir kızla arkadaşlık ediyordum, Gümüşhaneli delikanlılar ise buna izin vermek istemiyorlardı. Neyse dayağı yedik ama ben sevdiğimi almıştım. Tam 56 yıldır aynı hatıramız devam ediyor eşim olarak.

Ölümler gerçek, bundan kaçış yok. Atalarımız der ki ‘Sultan Süleyman’a kalmayan dünya’ kimseye kalmaz diye.

Burhanettin kardeşim, Rahmeti-Rahman’a ulaştı. Geriye hatıraları kaldı. İnanıyorum ki mekanı Cennettir. Allah gani gani rahmet etsin kardeşime. Bekle kardeşim, birgün biz de sana mutlaka yetişeceğiz.

Köşe Yazıları

tümü

Gündem