Milletlerin tarihlerinde dönüm noktaları vardır. Bu dönüm noktalarını, sebeplerini ve sonuçlarını iyi bilmek, tahlil etmek ve anlamak milletlerin millet olma vasıflarını pekiştirir ve geleceğe aktadır.
600 yıl süren koskoca Osmanlı İmparatorluğu ne yazık ki gelişen Dünyaya ayak uyduramamış ve emperyalizmin kucağını düşmüş iken Mustafa Kemal gibi bir lider çıkmış ve çöken imparatorluğun küllerinden bağımsız ve hür bir ülkenin kurulmasının mimarı olmuştur. İşte o ülke Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Kurucusu ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Mustafa Kemal Atatürk, her fani gibi bıraktığı eserin yaşamasını elbette her şeyden daha çok düşünmüş ve devamını dilemiştir.
Nitekim kendi deyişiyle “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacak, fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır’ gibi bir temenni de bulunmuştur.
Atatürk, milletin bekasını ve devamını istemekle kalmamış, onu Türk Gençliğine emanet etmiştir. Nitekim Gençliğe Hitabesinde;
Ey Türk Gençliği derken, Türkiye Cumhuriyetinin bütün fertlerine seslenmiş; Bu seslenişte
Atatürk’ün ilkeleri ve düşünce yapısı doğmuştur.
Bu ilkelerin başında bağımsızlık gelmektedir.
Hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı vardır.
Kendi gücümüzle kalkınma ideali mevcuttur.
İyi ve kaliteli bir eğitim öngörülmektedir.
Kendine güvenen bir gençlik hayal edilmektedir.
Sosyal Hukuk Devleti ve Adil bir yönetimin hakim kılınması esastır.
Lider bir ülke yaratma düşüncesi hakimdir.
Ne yazık ki günümüz insanı henüz Atatürk’ü tam anlayamamış ve bazıları bilmeden eleştirirken, bazıları ise Atatürk’ün fikirlerinin yerine resminin arkasına sığınarak ilerlemeye ve toplumda bir yer edinmeye çalışmaktadır.
Atatürkçülük bir fikirler manzumesi olup, sadece resim değildir.
Emperyalist bir dünya nizamında yaşayan bizler geçmişimize sahip çıkarak dini ve milli değerlerimizi koruyarak ayakta kalabiliriz.
Geleceğimize güvenle bakabilmemiz için;
Önce Atatürk’e saygı duymayı;
Vatanımızı ve Bayrağımızı sevmeyi;
Dini ve milli değerlerimizi benimseyip geliştirmeyi;
Birbirimize saygı ve sevgi besleyerek; Ülke bütünlüğü içerisinde birlikte yaşamak zorundayız.
Atatürk’ü bir propaganda aracı değil, bir ideale ulaşma vasıtası görmeli; fikirlerini benimsemeli; Onu bir tabu olmaktan çıkarmalı; siyasi çatışma ve kutuplaştırmalara alet etmemeliyiz.
Atatürk, bütün Türk Milletinin saygı duyduğu ve değer verdiği Devletimizin kurucusu; Cumhuriyetimizin mimarı olarak yerini korumalı, tartışma konusu asla yapılmamalıdır.
Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için geçmişi unutmadan ileriye bakmalıyız.


