Değerli dostlarım;
Johan Curuyf Hollanda’nın dünyaca ünlü futbolcusuydu. Yaptıklarıyla, oynadığı futbol ve futbol için söyledikleriyle futbolun unutulmazları arasına girmesini bilmiştir.
Diyor ki:” Mesele sadece kazanmak değildir, nasıl kazandığınız ve kazanırkenki tarzınızdır…”
Ayrıca ; İngiliz yazar Simon Kuper’in “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir” kitabı da bu konuda çok önemli bir eserdir.
Bizim futbolumuzda hiçbir felsefe veya kazanmaktan başka bir duygu yoktur. Futbolda tek hedef vardır kazanmak, kazanmak.
Bu kazanımın içerisinde nasıl kazandığının önemi yoktur, ahlak yoktur, erdem hiç yoktur.
Bu futbolun paydaşları da erdem ve ahlak sahibi olmadıkları için sadece ‘kazanmak’ üzerine odaklanmış olduklarından ‘kazanırken her şeyi mübah görmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. Sadece kazanmak ve ben kazanayım duygusu hakimdir.
Oysa futbol toplumsal bir olgudur. Birlik ve beraberlik ülküsünü geliştirmeli, kazanırken hilesiz hurdasız olmalı, o tribünlere gelen seyircilere çirkinlik değil, adaleti ve hak ederek kazanmamın bir erdem olduğunu öğretmeli, gençlere iyi örnekler sunmalıdır.
Atatürk ne diyordu: “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.”
Ahlak, en önemli kazanımlardan birisini teşkil etmeli, kazanamadığı zaman neden kazanamadığını iyi tahlil etmeli, kazandığı zamanda haksız kazanmış ise bunu da ifade edebilmelidir. Bunun adına da dürüstlük denir.
Futbol, toplumsal bir olaydır. Toplumsal refleksler toplumu hem ileri hem de geri götürebilir. Futbolun seyircisine bakın o toplumun futbol ahlakını hemen anlarsınız. Hakem kendi lehlerine karar verdiğinde alkışla, aksi olursa küfret ve yuhala.
Hakemi aldatmaya yönelik davranışlar, hakemlerin bir takım lehine ve aleyhine çaldıkları düdükler, yöneticilerin davranışları hepsi bir zincirin halkaları gibi birbirini etkilemektedir.
Atalarımız der ki “Balık baştan kokar”.
Futbolun başı olan TFF ve MHK eğer adil, erdemli ve dürüst işler yaparsa alt kademedekiler buna göre davranacaktır. Yok eğer federasyon yalpalamaya başladığında, kulüpler kendi menfaatlerini korumaya yönelik davranışlara girişecek, hakemler yalpalayacak ve renge göre düdük çalacak, futbolcu hakemi aldatacak, sonra da futbolun marka değerinden bahsedeceksiniz.
Hadi oradan.
Maç sırasında bir oyuncu rakip takımın oyuncusuna yumruk atıyor, hakem görmüyor, VAR hiç ilgilenmiyor, sonra Federasyon hiç ses çıkarmıyorsa futbol sadece futbol olmaktan çıkar ve anarşiyi, terörü ve adam kayırmacılığı geliştirir. Onun için Futbol sadece futbol oyunu değildir.
Futbol toplumsal gelişimin bir aracıdır.
Futbol gençlik için bir yaşama güdüsüdür.
Futbol insanların zevk alacağı bir temaşadır.
Futbol sevinçlerin, acıların, milli gurur günlerimizin anılacağı, birlikte gurur duymanın zevkini yaşadığımız bir motivasyon aracıdır.
Futbol bir terapi aracıdır.
Futbol bir milli dayanışma gücüdür.
Futbol kurallarına göre oynan bir oyun olup haksızlıkları kabul etmeyecek kadar temiz bir eğlencedir.
Futbol toplumsal reflekslerin yönlendirildiği bir alandır.
Futbol ahlaklı olmayı, erdemli yaşamayı ve namuslu ve centilmence yarışmayı teşvik etmelidir.
Futbol kırgınlıkları değil, barışı ve kardeşliği pekiştirmelidir.
Futbol da hakemler hata yapabilir ama bu hatalar kasıtlı ve tarafgir olmamalı;
Amed Spor Erzurumspor Maçındaki Halil Umut Meler ve Alanyaspor Beşiktaş maçının hakemi Adnan Deniz Karatepe gibi hakemler asla bu liglerde görev almamalı.


