Değerli dostlarım;
Güçlünün haklı olduğu bir dünya nizamında yaşıyoruz.
Bakın ABD, Venezüella lideri Maduro ve eşini silah zoruyla yatak odasından aldı ve tutukladı.
ABD, Adalet Bakanı Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında ABD’de suç duyurusunda bulunulduğunu, Maduro’ya “uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD’ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma” suçlamalarının yöneltildiğini ifade ediyor.
ABD Başkanı Trump diyor ki: “Bundan sonra Venezüella’yı biz yöneteceğiz ve liderini yargılayacağız. Venezüella petrollerini ABD’li yatırımcılar işletecek.”
Bunun adı tam anlamıyla “devlet terörü” ve Venezuela’nın egemenliğine açık bir saldırıdır. Ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına çökme ve zorla yönetimine el koyma . Yani EŞKİYALIKTIR.
Maduro’nun 2013 yılından beri Ülkenin Cumhurbaşkanı olarak hatalarının olması, uyuşturucuya bulaşması gibi suçları olabilir ama bunun kendi içerisinde halledilmesi gerekirken dışarıdan bir başkasının onu cezalandırmaya kalkmasının demokrasi ve insan haklarıyla asla bağdaşmamaktadır.
Buna karşılık demokratik ülkelerin sessiz kalması İspanya hariç diğer Avrupa ve Asya ülkelerinin ses çıkarmaması veya kaçamak açıklamalar yapması daha çok düşündürücüdür.
Kısaca Trump diyor ki “herkes aklını başına alsın, benim istediğimi yapmayanların sonu böyle olacaktır.”
İşte buna “güçlülerin hukuku” denir.
“İyi günde dost görünenler, kötü günde kaybolur” der atalarımız.
Daha dünü kadar ‘Dostum Maduro’ diyenler acaba nerede?


