Değerli dostlarım;
Ankara Başkent Gazetesi imtiyaz sahibi ve Başyazarı Ali Pala hemen bütün yazılarında ABD için “Büyük Şeytan” ifadesini kullanır ve bu şeytanın Dünyanın başına bela olacağını sürekli dile getirenlerden birisidir. Ali Pala’nın bu düşüncesine katılmakla birlikte İsrail Başbakanı Netenyahu’nun da “Küçük Şeytan” olduğunu söylemem gerek.
Gerçekten İsrail’in hamisi ve Dünyanın baş belası Trump ikinci defa başkan seçildikten sonra güya savaşları durduracağız(!!) diye yapmadığı çılgınlıklar kalmadı.
Grönland’ı istedi, Venezuella Başkanını ülkesinden aldı hapsetti, Güney Amerika Ülkelerini tehdit etti, Meksika’yı karıştırdı, Gazze de İsrail’i destekledi, dünya ticaretine yeni vergiler getirdi…
Son olarak dün sabah itibariyle uzun süredir dillendirdiği ve tehdit ettiği İran’a İsrail ile birlikte saldırdı.
Öteden beri bilinen bir gerçekte İsrail’in MOSSAD gibi bir istihbarat teşkilatının olması. Daha önce yaptıkları gibi İran’ın Dini Lideri Hamaney ve yakın çalışma arkadaşlarını nokta ateşiyle öldürmeleri Dünya’da İstihbaratların ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuş oldu.
ABD Başkanı diyor ki “İran ile artık daha kolay anlaşabiliriz”. ‘Ya bizim dediğimizi yaparsınız, ya da biz bunu size zorla kabul ettiririz’ demeye getiriyor.
Peki İran ve karşısında bulunan İsrail-ABD savaşının etkileri ne olur?
Öncelikle dünyayı daha temkinli olmak mecburiyetine iter. ABD’nin hiç kimse ile dost olmayacağı gerçeğini teyit etmiş oldu. Özellikle bizim Cumhurbaşkanımızın ‘Dostum Trump’ sözünün de bir anlamı olmadığı tescillenmiş oldu. Dünya dostluklarla değil, güç ve kuvvetle yönetiliyor bunu bir kez daha anlamış olduk.
Gelelim Dünya için hangi tehlikeleri oluşturacağına:
Petrol ve doğalgaz fiyatları yükselir bizim gibi ülkelerdeki halkın refah seviyesi düşer.
Ortadoğudaki ülkelerde istikrarsızlığa yol açar, büyük devletlerin silah satışları artar.
Ülkemizin etrafının savaş alanları ile çevrilmesi bizi önemli ölçüde zora sokar. Savaş kısa sürede sonlandırılamaz ise İran’da gelebilecek insan göçü bizim için büyük sıkıntılar yaratır. Halen sindirilmiş durumdaki PKK ve PEJAK gibi terör örgütlerinin yıkıcı ve bölücü hareketleri devam eder. Suriye istikrara kavuşamaz.
Rus Petrol ve gaz fiyatları artar, Çin bölgede büyük güç olma yolunda ilerler.
Bu savaşta en çok İran, Türkiye, Irak, Suriye, Ürdün ve Lübnan gibi ülkeler zarar görür iken İsrail biraz daha güç kazanır.
Şimdi biz ne yapacağız?
Türkiye bir NATO Ülkesi; ABD’nin Müttefiki; İran’ın ise komşusu. ABD’nin bizim ülkemizde olan Askeri üsleri mevcut. Bunlardan yararlanmak isterse tavrımız ne olacak?
Yani yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal misali.
Türkiye’nin işi oldukça zor ama akıllı bir Devlet yönetimi ile bu savaşın yayılmaması için elimizden gelen çabayı göstermemiz; insani yardım dışında taraf olmamalıyız.
Bu savaş ne demokrasi, ne de insan hakları için yapılmamıştır. Bu savaş ABD Başkanı Trump ile İsrail Başbakanı Netenyahu’nun hırsları ve insanlık dışı egoizmlerinin bir eseri ve enerji savaşıdır.
Bu savaş İran’daki insan hakları ihlalleri için de yapılmamıştır. Her ne kadar İran’da iktidar ile halk arasında bir kısım problemler var ise de İran halkının emperyalist düşüncelerin peşine takılmayacağını ve ülkelerini satmayacağını düşünüyorum.
Ancak;
MOSAD’ın elde ettiği istihbari bilgileri İran’ın üst düzey yetkililerinden elde ettiğini düşünürsek çürük elmaların halktan değil yönetim içinden kaynaklandığını değerlendirmekteyim.
Derler ya “Ağacın kurdu içinden olur”.


