Değerli dostlarım;
Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürü olarak görev yaptığım dönemlerde Valimiz Hüsnü TUĞLU: “Bir müdür veya amir ataması aynı düzeyde bir görevden başka bir göreve atandığında gitmek istemeyip yerinde kalmak isterse bilin ki onun bulunduğu yerde pislikleri vardır.” Mal varlığını gizleyenler için ise “o zaman gizlediği , haksız edindiği bir malı vardır” derdi.
Eskiden memur veya amir şikayet edildiğinde, hele hele hakkında olumsuz bir yazı çıktığında Devletin ilgili kurumları soruşturma yapar, iddialar doğru ise cezalandırır, doğru değil ise ilgili kişi korunurdu. Yani Devlet ‘ADALETİ’ hukuk ile tecelli ettirirdi.
Şimdilerde kim ne derse desin, kim hangi belgeyi ortaya koyarsa koysun kişi eğer iktidara yakın ise hiçbir iddia incelenmiyor veya incelense de gereği yapılmıyor.
AKP eski Milletvekili Fuat Geçen partisinin yaptığı yolsuzluklarla ilgili olarak‘’Hırsız bizdense o zaman hırsızlık yoktur, anlayışı hakim’’ diyor.
Bu millet 17-25 Aralık olaylarını ve ayakkabı kutularını yaşadı ama failler ortada geziyor.
Bir Bakan’ın 325 milyonluk mal varlığının bulunduğunu ve kaynağının açıklanamadığını; muhalefet tarafından iddia edilmektedir ama kimsenin umurunda değil . Oysa ki iktidarın bunu incelemesi ve kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapması Devlet erkinin bir gereği olmalıdır.
1992-93 eğitim öğretim yılında Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğüne atanacak olan Atatürk Ortaokulu Müdürü hakkında bir kısım iddialar vardı ve bu iddialardan bir tanesi de maaşıyla açıklanamayacak düzeyde ‘Mal Varlığının’ olmasıydı. O dönem Bakan olan Mehmet Ali Yılmaz Milli Eğitim Bakanını arayarak “Bu kişinin durumu dikkatlice incelensin, eğer herhangi bir olumsuzluğu var ise ataması yapılmasın, şayet temiz çıkarsa atamasını yapalım.” diyebilmiştir.
Merhum arkadaşım Halil ARIK ile birlikte konuyu incelemeye gittik. Kendisinden mal varlığını talep ettik. Okul Müdürü mal varlığını bildirmek için bizden iki gün izin istedi. İki gün sonra mal varlığını yazarak getirdiğinde hayretler içerisinde kaldık ve bu kadar malı nereden elde ettiğini sorduğumuzda bu mal varlığının tümünün ‘miras yoluyla’ babasından kaldığını eğer merak ediyor isek babası Hacı…’den sorulmasını ve babasının mezarda olduğunu ifade ederek belgeleriyle ortaya koyunca bizim için inceleme- soruşturma bitmişti. Çünkü her şeyin hesabını verebilmiş ve iddialar yalan çıkmıştı.
Bakıyorum günümüzde iddialar muhalefet mensuplarına yönelik ise Cumhuriyet Savcıları hemen devreye giriyor ama iddialar iktidara mensup ise hiç üzerine gidilmiyor. Allah Kur’an’ı Kerim’in Mümtehine Süresi’nin 8. ayetinde bize ‘adaletle davranmayı’; ‘Zilzal Süresi’nin 7-8. Ayetlerinde ‘iyilik ve kötülüklerin mutlaka görüleceğini; Hümeze Süresi’nin1. Ayetinde ‘gammazlık yapmamayı, ayıp, isnad etmemeyi’ emretmektedir.
Değerli dostlarım;
Fatır Süresi’nin18. Ayetinde ‘Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenemez’ demektedir. Eğer birisi bir günah işlemiş ise onun günahını siyasi emeller uğruna yüklenmek veya yok saymak doğru ve islami değildir. Bırakın günahı varsa çeksin ki başkalarına örnek olsun. Eğer suçlar cezasız kalırsa o zaman ‘suçsuzluk’- cezasızlık’ algısı oluşur ki onun işlenen suçtan daha vahim olduğunu , gelecek nesillerimizi bozduğunu unutmayalım.
Devletin görevi siyasi olarak birilerini korumak değil adaleti sağlamaktır. Çünkü Devletin dini adalettir.
Platon diyor ki “Korumaya görevli olanların yıkmaya karar verdikleri Devleti kimse kurtaramaz.”


