Ceza hukukçusu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski hukuk başdanışmanı Prof. Dr. İzzet Özgenç, Meclis’e sunulan çerçeve yasa teklifi ile ilgili tehlikelere dikkat çeken iki yazı yayınladı. “Sayın Cumhurbaşkanı’na Mektup“ başlıklı iki ayrı metinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi. Profesör Özgenç, teklifin birçok yönden sorunlu olduğunu, bunların Meclis’te yasama aşamasında düzeltilmesinin mümkün olmadığını vurguladı. Teklifin uzman akademisyenlerce yeniden ele alınması amacıyla alt komisyona gönderilmesi gerektiğini kaydeden Özgenç, “söz konusu Teklif bu haliyle kanunlaştığı takdirde, uygulamada içinden çıkılamaz bir kaos ortamına sürüklenmiş olacağız!” ifadelerini kullandı.
Yürürlükteki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun mimarlarından ve Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İzzet Özgenç’in hukuki uyarı niteliğindeki mektupları şöyle:
“SAYIN CUMHURBAŞKANI’NA MEKTUP
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan 5.8.2026 tarihli ve 2/3793 Esas sayılı “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne göre; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığını, millî birliğimizi ve ülke bütünlüğünü hedef alan ayrılıkçı terör örgütü PKK’nin kontrolü altında bulunan her nevi silah ve mühimmatın teslimine ve fiili varlığına son vermesine bağlı olarak,
a) söz konusu terör örgütünün kurucusu veya yöneticisi olmaktan,
b) bu örgüte üye olmaktan,
c) bu örgüte yardım etmekten,
ç) bu örgütün propagandasını yapmaktan,
d) kasten öldürme suçu hariç, bu örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlemekten,
dolayı hakkında,
1) cezaya hükmedilmiş olan kişilerin cezalarının infazının muayyen bir süre ertelenmesi,
2) soruşturma veya kovuşturma yapılan kişilerle ilgili soruşturma veya kovuşturmanın muayyen bir süre ertelenmesi,
kararı verilecektir.
Teklifin hükümlülerle ilgili düzenlemeleri (m. 6), bir koşullu özel af mahiyeti taşımaktadır.
Bu düzenlemelere göre, mahkumiyet hükümleri hukuki varlığını devam ettireceği için, kapsama giren hükümlüler mahkum oldukları cezaya bağlı olarak denetim süresi zarfından örneğin seçilme veya atama yoluyla herhangi bir kamu görevi üstlenemeyeceklerdir.
Ancak, Teklifle oluşturulması düşünülen Kurulun talebi üzerine “infaz hakimi” (?), PKK mensubu hükümlülerin denetim süresi dolmadan seçilme veya atama yoluyla kamu görevi üstlenebilmelerine karar verebilecektir. Bu suretle özel af uygulaması, kapsama giren bazı hükümlüler bakımından denetim süresi henüz dolmadan genel affa dönüşebilecektir.
Teklifte, Abdullah Öcalan ile ilgili mahkumiyet hükmü örtülü bir şekilde istisna kılınmıştır. Bu istisnanın oluşturulmasında hukuk tekniği bakımından bir çelişkiye düşülmüştür. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu 1 Haziran 2005 tarihinden günümüze kadar işleyenler Teklif hükümlerinden yararlanabilecek iken, aynı suçu bu tarihten önce işleyenlerin yararlandırılmaması, kanun tekniği bakımından sorunludur.
Söz konusu Teklif düzenlemelerine göre; “Kandil”den terör örgütünün faaliyetlerini uzun zamandan beri yönetmeye devam eden kişiler, haklarında soruşturma açılmadan ve herhangi bir hak kısıtlamasına tabi tutulmadan serbest bırakılabilecek, seçilme veya atama yoluyla kamu görevi üstlenebileceklerdir.
Kasten öldürme suçu Teklif kapsamı dışında tutulmuş olmakla birlikte; Teklif hükümlerine göre, kamu görevlisi – sivil, Türk – Kürt, yaşlı – çocuk ayrımı yapmaksızın savunmasız binlerce insanın katledildiği süreçte örgütü yöneten kişiler, haklarında hiçbir soruşturma işlemi yapılmadan serbest bırakılabileceklerdir (m. 1, f. 2; m. 3, f. 3).
Keza, Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı şantaj malzemesi olarak kullanılmak üzere çok sayıda kamu görevlisini kaçırarak uzun süre rehin tutma, bu kamu görevlilerine eziyet ve kötü muamelede bulunma gibi suçların işlenmesi süreçlerinde örgütü yöneten teröristler, haklarında hiçbir soruşturma işlemi yapılmadan serbest bırakılabileceklerdir (m. 1, f. 2; m. 3, f. 3).
Dikkat edilmelidir ki, örgütün yönetimini deruhte eden kişilerin tamamıyla ilgili olarak Türkiye’de henüz soruşturma açılmış değildir.
Teklife göre, terör suçlarından dolayı soruşturma ve kovuşturma işlemine henüz maruz bırakılmamış olan örgüt mensupları hakkında hangi suç sebebiyle olursa olsun soruşturma yapılması, Teklifle oluşturulması amaçlanan idari organın (Kurul’un) iznine tabi tutulmaktadır (m. 3, f. 3).
Örgüt yöneticilerinin, haklarında soruşturma başlatılmış olsa bile, kasten öldürme suçlarının işlenişine herhangi bir şekilde iştirak edip etmedikleri araştırılmadan, bu soruşturmalar Cumhuriyet savcısının kararıyla ertelenebilecektir (m. 3, f. 1). Bu karara karşı itirazı, sulh ceza hakimi inceleyip karara bağlayacaktır (m. 3, f. 2).
Kişilerin ağır surette yaralanmaları ve ömür boyu sakat kalmaları sonucunu doğuran saldırıları gerçekleştiren örgüt mensupları, haklarında soruşturma işlemi yapılmadan tamamen serbest bırakılacaklardır.
Haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılanlarla ilgili olarak verilen erteleme kararı üzerine başlatılan denetim sürecinde bu örgüt mensupları, hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmadan seçilme veya atama yoluyla kamu görevi üstlenebileceklerdir.
Teklifte, haklarında soruşturma veya kovuşturma yapılan kişilerin tabi tutulacakları denetim süresi zarfında “soruşturma ve kovuşturma nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması”na yönelik olarak bir hükme yer verilmiştir (m. 7, f. 4, bent a). Bu hükmün hukuk sistemimiz ile bağdaşır ve uygulanabilir hiçbir yönü bulunmamaktadır.
Bu yönleri itibarıyla, söz konusu Kanun teklifi, başta örgüt yöneticileri olmak üzere, haklarında soruşturma ve kovuşturma süreçleri devam eden, henüz kesinleşmemiş mahkumiyet hükümleri verilmiş olan örgüt mensupları bakımından bir şartlı genel af düzenlemesi mahiyeti taşımaktadır.
Söz konusu Kanun Teklifinde PKK’nin kontrolü altındaki malvarlığı değerlerinin akıbetinin ne olacağına dair hiçbir hükme yer verilmemiş olması, dikkat çekicidir. Teklifte, daha önce işlenmiş bir suçun soruşturması sürecinde el konulmuş olan malvarlığı değerlerinin müsadere edileceğine dair hükme yer verilmiş olması (m. 3, f. 1), bu eksikliği ve sorunu gidermemektedir.
Kanun teklifinin kaleme alınmasında hukuki terimler özensiz bir şekilde kullanılmıştır. Bu nedenle, Teklifin kanunlaşması halinde hükümlerinin anlaşılması bağlamında uygulamada önemli sorunlar ortaya çıkacaktır.
Teklifin teknik bakımdan sorunlu diğer düzenlemeleri ile ilgili olarak görüş açıklanmasını bu aşamada zait addetmekteyim.
Teklif, bu yönleri itibarıyla yasama sürecinde düzeltilebilir bir mahiyet taşımamaktadır.
Teklif bekletilerek, özellikle Kürt sorununun çözümüne ve buna bağlı olarak terör örgütünün fiili varlığına son verilmesine, örgüt mensuplarının topluma kazandırılabilmelerine yönelik olarak, uygun görülecek akademik kadronun da katkısı sağlanarak, Hukuk Devleti ilkeleri çerçevesinde yeniden bir çalışma başlatılmasını önermekteyim.
Aksi takdirde, söz konusu Teklif bu haliyle kanunlaştığı takdirde, uygulamada içinden çıkılamaz bir kaos ortamına sürüklenmiş olacağız!
Prof. Dr. İzzet Özgenç”
“Islah Edilmeli”
“SAYIN CUMHURBAŞKANI’NA MEKTUP (II)
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan 5.8.2026 tarihli ve 2/3793 Esas sayılı “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” içerdiği hükümler itibarıyla bir özel etkin pişmanlık düzenlemesi mahiyeti taşımamaktadır. Yani kişinin işlediği suçlardan dolayı pişmanlık duyması, işlenmiş olan bir takım somut suçların açıklığa kavuşmasını sağlaması gerekmemektedir.
Suç ve terör örgütüyle ilgili olarak bugüne kadar çıkarılmış olan ve “eve dönüş yasası” olarak bilinen kanunlarda yapılan bütün düzenlemeler, birer etkin pişmanlık düzenlemesidir. Yani kişilerin mensubu bulundukları suç veya terör örgütünden ayrıldıklarına, işlenen suçlara ilişkin bilgi vermelerine, kontrolü altında bulunan silah ve mühimmatı ile birlikte gönüllü olarak teslim olmaları şartına bağlı olarak bir cezasızlık veya cezada indirim yapılmasını gerektiren hükümler içermektedir. Bu bağlamda son kanun için bkz. 29.7.2003 tarihli ve 4959 sayılı Kanun.
Etkin pişmanlık hükümlerinin içeren bir kanuni düzenlemeden yararlanabilmek için, şüpheli, sanık veya hükümlünün uygun görülen bir usul çerçevesinde başvuru ve talepte bulunması gerekir.
Oysa 2/3793 Esas sayılı Kanun Teklifi düzenlemesine göre, ceza infaz kurumlarında bulunan PKK mensubu hükümlüler, talep dışında pişmanlık bağlamında hiçbir koşul aranmaksızın serbest bırakılacaktır (m. 6). Söz konusu Kanun Teklifi bu haliyle ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler bakımından talep edenler ve etmeyenler, kanundan yararlanmak isteyenler ve istemeyenler şeklinde ayrışmaya sebebiyet verecektir. Bunun infaz hukuku kurallarıyla bağdaşmadığını belirtmekle yetinmek isterim.
Dikkat edilmelidir ki, bu hükümlülerin mahkûmiyetlerinin sebebini oluşturan, silahlı saldırı, kasten yaralama, insan hırsızlığı, eziyet, tehdit, kundaklama gibi fiilleri gerçekten işleyip işlemedikleri tekrar ele alınıp bir sübut tartışması konusu yapılmamaktadır.
Söz konusu Kanun Teklifinde yar alan, Ceza Hukukunun ve Hukukun evrensel ilkeleriyle bağdaşmayan düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi Adale Komisyonunda İçtüzükteki usuller çerçevesinde ele alınıp düzeltilmesi mümkün değildir. Bunun için söz konusu Kanun Teklifinin bir Alt Komisyona havale edilerek işin uzmanı kişilerin katılımıyla yeniden tartışılıp ıslah edilmesi gerekir.
Prof. Dr. İzzet Özgenç”



