25 Ekim 2026, Pazar

Dünyaya Marka Satan Türkiye

Türkiye 2035 hedefimizin dördüncü gününde markalaşmayı konuşuyoruz.

Üretmek önemlidir.

Ancak asıl zenginlik, kendi markanı dünyaya satabildiğinde başlar.

Bugün Türkiye kaliteli üretim yapıyor.

Ancak birçok sektörde başkalarının markaları için üretim yaptığı için gerçek katma değerin önemli bir bölümünü marka sahibi ülkeler kazanıyor.

Emeği biz veriyoruz.

Kaliteyi biz sağlıyoruz.

Ama en büyük kazancı çoğu zaman markayı yönetenler elde ediyor.

Bir ülkenin teknoloji gücü; patent, tasarım ve marka üretme kapasitesiyle ölçülür.

Türkiye’de patent ve marka başvuruları her geçen yıl artıyor.

Bu sevindirici bir gelişmedir.

Ancak dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmek isteyen bir ülke için bu yeterli değildir.

Hedefimiz; 2035 yılına kadar patent başvurularında, marka tescillerinde ve tasarım üretiminde OECD’nin ilk 10 ülkesi arasına girmektir.

Bunun için;

• Milli Marka Fonu kurulacaktır.

• Küresel pazara açılacak Türk markaları uzun vadeli finansmanla desteklenecektir.

• Patent, tasarım ve marka tescil giderleri devlet tarafından teşvik edilecektir.

• Üniversite-sanayi iş birliğiyle her yıl binlerce yeni patentin ticarileştirilmesi sağlanacaktır.

• KOBİ’lerin dünya markası olmasının önü açılacaktır.

• “Made in Türkiye”, sadece bir üretim etiketi değil; kalite, teknoloji ve güvenin küresel simgesi haline getirilecektir.

Ucuz işçilikle değil,

güçlü markalarla zenginleşeceğiz.

Patenti üreten geleceği tasarlar.

Markayı kuran dünyaya yön verir.

Türkiye 2035 hedefimiz; kendi teknolojisini geliştiren, kendi patentini üreten ve kendi markalarıyla dünyaya değer satan bir Türkiye’dir.

Bizim hikâyemiz Türkiye’dir.

*Süleyman AKSOY, Hür Düşünce Hareketi Genel Başkanı

Köşe Yazıları

tümü

Gündem