12 Ekim 2026, Pazartesi

‘Demircinin Köpeği’ Gazeteciler

Yüzyılın dolandırıcılığı, vurgunu diye tanımlanan ve borsa manipülasyonu üzerinden fon vurgunun yapıldığı ve yüz milyarlarca dolar kaynağın çalındığı bu olay hem Türk Siyasetinde hem de dünya gündeminde çok konuşulacak, üzerinden farklı dersler çıkarılacak ve sistemleri alt üst edecek nitelikte olacağını da bugünden tezahür etmekte fayda vardır.

Fatma Betül Sayan Kaya ve Eşi Haklı mı?

Bu vurgunun ciddiyeti, AK Parti Genel Başkanlığı görevinde aktif olarak bulunurken radara yakalanmış Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin üzerinden olmuştur. Aktif siyasette bulunmuyor olsaydı bu kadar ciddiye alınır, büyük taşları yerinden oynatır mıydı, düşünmekte fayda vardır.

Olay patlak verdiği andan itibaren herkesin hedefinde bu karı koca oldu. Parti dahil idari yaptırıma girişti, medya bu aileyi topa tutu, savcı ifadesini aldı. Kimse olayı bu kişiler gözlüğünden değerlendirmedi. Bu kişiler bunun bir suç olabileceğini düşünerek mi bu işe girişimde bulundu, yoksa borsanın ülkemizde maalesef amacı dışında farklı anlaşılarak “borsada filan ‘kağıda’ bastım kazandım/kaybettim” olarak mı düşündüler? Aslına bakarsak her ikisinde de bir risk üstlenme olayı vardır. Birinde finansal suç işleme, ikincisinde para kaybetme.

Yaptıklarınızın Hukuka Uygunluğu Yetmez, Ahlaka da Uymalıdır

Sayan Ailesi ve diğerlerinin bir numarada ileri sürebileceği “yaptığımız işlemler kanuna uygundur” olduğudur. Bir aracı kuruluşta hesap açarsın, birikimini yatırır ekran karşısına geçer istediğin finansal yatırım araçlarından birini tercih edersin. Sayan Ailesi de bunları ileri sürmektedir. Ama borsada 4 ayda yatırdığın bir tl’nin 13 katına çıktığı durumlar, anormaldir. SPK’ya kayıtlı halka açık bir şirketin bu denli hisselerinin değer kazanmış olması ancak “pandemidekicovit19 aşısını bulan Biontech firması” gibi istisnai durumlarla izah edilebilir.

Borsa Kumarhane midir ki ‘Oynadım’ Deniyor?

Borsa, hem sermayeye ihtiyaç duyan şirketlerin, hem de birikimini yatırıma dönüştürmek isteyen alıcı ve satıcıların hisse senedi, tahvil veya emtia (altın, petrol vs) gibi finansal varlıkların belirli kurallar ve kanunlar çerçevesinde güvenle alıp sattığı kurumsal organize piyasalardır. Bu tanımlamaya göre Sayan çiftinin yaptığı işlemler kanuna uygun olduğu söylenebilmektedir. (Insıder Tradıng hariç)

Bizde bu kişiler ve devamında çıkacak yüzlerce vurgun yapmış, kısa zamanda köşeyi dönmüş, küçük tasarruf sahiplerinin alın terinin üzerine çökmüşlere soralım; “yaptığınız bu işlemler hukuka uygun da ahlaka uygun mu?”

Toplumların bir arada yaşayabilmesi için yazılı ve yazılı olmayan kuralları vardır. Yazılılara pozitif hukuk kuralları, yazılı olmayana da ahlaki kurallar diyoruz. İnsanın insan olmasının en önemli özelliklerinden biri de yaptığı ve yapacağı her eylemin “hem hukuka hem de ahlaka uygun” olmasıdır.

Bizdeki borsanın “oynadım” diye tabir edilen bir yer olduğu algısından derhal çıkartılması, borsanın bir kumarhane olmadığını, kısa zamanda maksimum gelir elde etmek isteyen yatırımcılara anlatılması gerekir. Manipülasyonun (InsiderTrading) ağır bedelli bir suç olduğu düzenlemesi de bu gibi olayların önüne geçemediğini görüyor olmalıyız. Yakalandığında uygulanan müeyyideler, yakalanmayanlar için “kısa zamanda köşeyi dönme” olarak yerini almaktadır. Toplumları temelden çürüten hadiseler bu gibi hukuksuz/ahlaksız, sebepsiz zenginleşme vurgunları ve buna karşı özenti duyanların pozisyon kollamasıdır.

Zaten bu gibi “içerden tüyo” almak hali küçük yatırımcılar için değil, genellikle olayı organize edip, vurgunun en büyük payını kendisine almak isteyen ve belli bir menfaat sağlama karşılığı suçuna ortak ettiği, koruma kalkanı olarak kullandığı siyasetteki güç/güçlülerdir. AK Parti Genel merkezindeki ve Külliyedeki ortaya çıkan olaylara baktığımızda bunu rahatlıkla görebilmekteyiz.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın Dolaylı İtirafı

CB Yardımcısı Cevdet Yılmaz; “iyi niyetle özel kalem müdürüm ‘birkaç arkadaş bir araya gelip aramızda 7 milyona yakın para topladık ve bu (manipüle edilmiş hisse senedi) kağıda yatırdık, biz de kaybettik açıklamasında bulundu” dedi. Oysaki Yılmaz, içerden verilmiş bir “tüyo”nun olduğunu en yetkili bir ağızla afişe etmekteydi. İyi niyetli yatırımcılar, yatırım araçları tercih ederken risk hesabı yaparak tüm varlığını aynı yatırım aracına bağlamaz. Farklı araçlar üzerine dağıtarak riski en asgaride tutmaya çalışır. Oysa burada tek gördüğümüz ahlaksızlık da diyebileceğimiz durum “siyasette hasbelkader bulunan yüzlerce ahlaksızın aynı kağıda, tüm varlıklarını yatırmasıdır.” Bunun neresinde iyi niyet aranır? Yine bu olayları organize eden ve küçük birikim sahiplerinin tüm geleceğini bağladığı “Fon” yöneticilerinin denetlenmemiş olması, denetlense bile gerekli tedbirlerin alınmamış olması da ayrı bir kokuşmuşluk, diye bakmak gerekir.

Denetimsiz Yönetim İstismarın Her Türüne Açıktır

Demokrasiler, denge ve denetleme üzerine oluşturulmuş yönetim sistemleridir. Her gücün birbirini denetlemesi muhakkaktır ve sağlıklıdır. Sistem tıkansa, denetim yolları dejenere olsa, güven vermese bile en son halk adına denetleme gücünü meslek görevi olarak üstenen basın olmalıdır. Denir ya “teşbihte hata aranmaz” Bu söyleme sığınarak ve “sözüm meclisten dışarı” diyerek denetleme görevi için, haksızlığa karşı duran “adalet bekçisi” olarak da söylenen “Demircinin Köpeğini” sizlerle paylaşmak istedim. Çakalın peşini bırakmayan Demircinin Köpeği, “bana zarar vermen şart değil, sen başkalarına zarar verdiğin ve kamu düzenini bozduğun için suçlusun” der. “Demircinin Köpeği” görevini de günümüzde kalemiyle, köşesiyle ve haberiyle meslek ilkelerine uyan, kişilerin haklarını ve mahremiyetlerine dikkat ederek işini yapan, iftiradan uzak duran güzel ahlaklı gazeteciler yapmaktadır.  

INSIDER TRADİNG’e Karşı ‘Demircinin Köpekleri’

Çakalın biri aç kalınca kasabaya inmiş. Sütçünün süt çanağını devirmiş, sütü de içmiş, fırıncının tezgâhından ekmeği kapmış yemiş, nihayet bir kasabın vitrininden kocaman bir but kapıp bir güzel mideye indirmiş…

Çakalın ve etin kokusunu alan kasabanın tüm köpekleri toplanmış, çakalı yakalamak için ardı sıra koşturmuşlar.

Çakal önde, köpekler de arkada, amansız bir kovalamaca koşuşturmaca başlamış ama bir süre sonra, sütçünün köpeği yorulup, takibi bırakmış.

Bir müddet daha geçince de bu sefer fırıncının köpeği, çakalı takibi bırakmak zorunda kalmış.

En son, kasabanın çıkışına yakın bir yerde kasabın köpeği de pes etmiş ve yorgunluktan dili bir karış dışarıda geriye dönmüş.

Çakalın arkasında kala kala bir tek “Demircinin Köpeği” kalmış.

Çakal önde Demircinin Köpeği arkada ısrarlı bir kovalamaca devam ederken ve kasabadan çıkılıp kırlara varıldıktan sonra da tepelere doğru çıkılmaya başlanmışken çakal dayanamamış, durmuş ve demircinin köpeğine öfkeyle seslenmiş;

“Yahu arkadaş, sütçünün sütünü içtim tamam, fırıncının ekmeğini yedim o da tamam, hadi kasabın etini kaptım ama buna rağmen onlar bile pes etti peşimi bıraktı da, Lan ben demirciye ne yaptım ki, bir türlü ayrılmıyorsun peşimden?”

Demircinin köpeği menfaat peşinde olmadığını, sadece adalet peşinde olduğunu gel de böylesi çakallara anlat! Ama bizler anlatacağız. Borsada lotumuz olmasa da, adı geçen katılım fonlarında birikimimiz bulunmasa da, adaletsizlikleri sonuna kadar kovalayıp, mazlum ve mağdurlar adına, yeni istismarları önleme adına takipte olacağız.

Köşe Yazıları

tümü

Gündem