5 Ekim 2026, Pazartesi

Fon Vurgunu ve Horozun Hikayesi

Değerli dostlarım;

Size yaşadığım bir hikayeyi anlatacağım.

1970 yılında Erzurum- Çat İlçesi Ağaköyü İlkokulu öğretmeni olarak Bilal Gezer ile birlikte görev yapıyorduk. Bekar olduğumuz için oturduğumuz lojmana köyün gençleri gelir, birlikte oyun oynar ve yenilen bir tavuk getirir keser, pişirir ve yerdik. Birgün öğretmenler olarak biz yenildik ve masada oturanlara para vererek bir tavuk- horoz getirmelerini istedik.

Kısa bir süre sonra alımlı bir horoz getirdiler kestik, soyduk, pişirdik ve yedik.

Ertesi gün pazar olduğundan sabah erken kalkmadık ve yatmaya devam ettik.

Kapı çalındı baktık karşımızda köyün imamı ve orta yaşlı bir vatandaş.

Vatandaşın bize ilk sorusu hocam siz bu gece horoz kestiniz mi?

Bende kendimden emin bir vaziyette ‘evet’ dedim.

Vatandaş bu defa tüylerini ne yaptınız diye sordu?

Zannettim ki tüylerini istiyor, bende odunluk olarak kullanılan yerde olduğunu eğer lazım ise alabileceğini söyledim.

Adam odunluğa girdi ve horozun tüylerini görünce bağırmaya başladı.

Aha işte benim horozun tüyleri, burada kesmişler..

Köyün imamı bizden daha tecrübeli ve yaşlı birisiydi bana dönerek ‘hocam bunu size kim getirdi?’ dedi.

Ben de getirenlerin isimlerini söyledim ve ekledim kendilerine, 7 TL para verdiğimizi, ‘bunu satın aldıklarını bize söylediler’.

Köyün imamı adı geçen adamları okula çağırdı ve onlara Kur’an üzerine yemin ettirerek sorgulamaya başladı.

Birincisi diyor ki: Ben senin ahırına gittiysem kapısını açtıysam.. Kur’an üzerine yemin ederim. (Bu kişi horozu tardan alan ve getiren)

İkincisi diyor ki: Ben senin horozunu kestimse, getirdiysem… Kur’an üzerine yemin ederim. (Bu kişi horozu kesen )

Üçüncüsü de diyor ki: Ben senin horozunu pişirdimse.. Kur’an üzerine yemin ederim. (Bu kişi horozu ahırdan alan)

Köyün imamı adama döndü ve dedi ki:

Kısacası herkes kendi eylemini değil, diğer eylemler üzerine ustaca yemin ettiler.

Bunun üzerine köy imamı:

Bu adamlar Kur’an üzerine yemin ettiklerine göre ben bunlara inandım, bunlar senin horozunu almamışlar, çalmamışlar, kesmemişler. Benim kanaatim bu yönde.

Horozu kesilen adam bana döndü ve:

Hocam, siz benim ahırımın nerede olduğunu bilmezsiniz, bu işi de yapmazsınız ben de buna inanıyorum ama bu işte bir bit yeniği var ama çözemedik. İnanıyorum ki benim horozumu bunlar aldı ve size getirdiler.

Sonuçta biz bir kez daha adama (7)TL verdik ve meseleyi kapattık

Gel gelelim ben bunu niye anlattım sorusuna.

Birkaç gündün ülkemizde bir fon vurgunu almış başını gidiyor. Fonu vuranlar, alanlar, çalanlar ve çalanlara göz yumanları o görevlere getirenlerin hiç birisi sorumluluk üstlenmiyor.

Herkes analarının AK sütü gibi temiz olduklarını, yandaşlarının ve evlatlarının pir-ü pak olduğunu, bağıra bağıra söylüyorlar ama ortada soyulan 455 Bin kişinin mağduriyeti duruyor.

İktidar her toplantıda muhalefeti suçluyor ve algı operasyonu yapmaya devam ediyor.

C. Savcılara her gün birilerini alıp tutuklamaya çalışıyor ama birileri devreye girip bu oğlumdur, bu partilimdir diyor ve C. Savcılığına geri adım attırıyor

Devlet bu mağduriyeti gidermek için güya bu paraları geri alacağını ifade etse de alamayacağını biliyor. Çünkü atı alan Üsküdar’ı geçti.

Gore Vidal diyor ki :

“Bir ülkede yalanlara alışıldığında gerçeği geri almak için nesiller gerekir.”

Ne yazık ki bizim milletimiz gerçekleri araştırmak ve doğruya ulaşmak yerine hazır sunumlara inanmayı alışkanlık haline getirmiş durumda. TV’lere bakarak söylenenlere inanmaya hazır.

Araştırma, inceleme ve analiz etme yok.

Olan yine garibim millete olacak, zamlar yapılacak fon açıkları kapatılacak.

Tıpkı bizim aynı horoz için iki defa ödediğimiz ücret gibi.

Köşe Yazıları

tümü

Gündem