28 Ekim 2026, Çarşamba

Bir Aysel Gürel Şarkısıydın Sen Kırmızılı Kadın Sultan Abla

Şairlik, söz yazarlığı derken aşkın deli halleri erkeklere yakıştırılır en çok. Masallarda aşkın kahramanı erkektir. Aşkından dağları delen Ferhat, deli olan Mecnun… Filmlerde esas oğlan vardır, aşkı için her çileyi zorluğu yaşayan. Kadınlar ise hep uğruna savaşılan, ölünen…

Buna karşılık gerçek hayatta bu yaklaşımı yıkan söz ve duygu dünyasında Füruğ vardır şair, Aysel Gürel çıkmıştır bir de delilik sınırında. Şimdi bir de Kırmızılı Kadın Sultan’ın hayat hikayesini okuyunca Aysel Gürel şarkısının uzun metrajlı filmi gibi sanki, öyle yaşamış. Sultan, duygu dünyasında delilik ile velilik çizgisinde Konya’da simge olmuş.

Bunu gördük son bir iki günde. Paylaşımlar kıpkırmızı aktı timeline’da. Sayfalar hiç bu kadar kırmızı olmamıştı. Kırmızı kıyafetler, kırmızı rujlar ve yanakların kıp kırmızılığı… Hepimizin hafızasına kazındı. Konya’dan bir Kırmızılı Kadın geçti.

Kırmızılı Kadın Sultan Özcan’ın hikayesi 1952 yılında Aksaray’da başlıyor. Aksaray’ın Ortaköy ilçesine bağlı Cumali köyünde dünyaya geldi. 15 yaşında yani daha çocukken ilkokul öğretmeni ile evleniyor. Bu çocuk evliliğini ‘aşk’ diye kutsamak ne kadar doğru bilinmez ama Sultan eşini çok seviyor. Öğretmen olan eşi ile şehir şehir dolaşıyor.

Sultan Özcan hakkında yazılanlara bakınca ‘Kırmızılı Kadın’ hikayesi Hakkâri’de başlıyor. Eşiyle birlikte alışveriş yaptığı sırada kırmızı elbise giyen genç bir kadını gören Sultan Özcan, eşinin “Ne kadar güzel kız, baksana” sözlerinden çok etkileniyor. Kırmızı rengi güzellikle özdeşleştiren Sultan, hemen orada kendisine kırmızı kıyafetler satın alıp giyiyor. Çok sevdiği eşinin bir sözü ona bir taraftan kaybetme korkusu yaşatırken diğer taraftan ise bu dünya üzerinde unutulmayacak bir iz bırakmasına da vesile oluyor.

2 gün yataktan çıkmadım

Hakkari’deki o gün eşinin bir sözünden kendini, hayatını kırmızıya döndüren bir kadın Sultan… Kıyafetleri, eşyaları her şey kımızı… Ama kırmızı onun yoksunluğuna yetmiyor. 27 yılını birlikte geçirdiği erkek, çocuğu olmadığı gerekçesiyle 1995’te onu terk ediyor. Boşanıyorlar. Boşanmanın zorluğunu ise yıllar sonra şöyle anlatıyor: “Boşandıktan sonra eve geldim. İki gün yataktan kalkamadım. Çok zor” Sonra yeniden evlense de bu evlilik en fazla bir yıl sürüyor.

Önce Aksaray’a gidip annesinin yanına sığınıyor.. Annesi vefat edince de Konya’ya kardeşinin yanına gidiyor. Tek odalı bir evde hayatını sürdürüyor. Kırmızı elbiseleri ve süsleri ile kısa sürede Konyalıların ilgisine mazhar oluyor ve artık o ‘Konya’nın Gülü’ Sultan Ablası.

Artık sokaklar onu tanıyor esnaf destek oluyor kırmızı kıyafetler hediye ediyor. Kırmızı ne varsa onu çağrıştırıyor.

Kırmızlı Kadın Sultan Abla, Konya sokaklarında hem eğlence hem de hüzün gibi yıllarca dolaşıp duruyor.

“Ben seni deli gibi sevdim, sen beni deliyim diye sevmedin”

Facebook paylaşımlarında başrol oluyor. Duygusal reelslerde sözleri müzikleri eşliğinde paylaşılıyor. Sultan Özcan’ın yıllar sonra, ‘Eşin şimdi dönse affeder misin’ sorusuna verdiği cevap ise bir uçurumdan düşer gibi; “Affederim, ama dönmez ki…”

Ve “Ben seni deli gibi sevdim, sen beni deliyim diye sevmedin” diyor onu terk eden aşkına.

Bir de “Sev seni seveni dizin dizin sürünse de sevme seni sevmeyeni Mısır’a sultan olsa da” tavsiyesi.

İşte Konya’nın Gülü Kırmızılı Kadın, 74 yaşında hayata veda etti.  

2006 yılında duygu durumu bozukluğu teşhisi konulup yüzde 80 engelli raporu verilse de onun olayı başka. Öldürmeyen aşk delirtirmiş. Renkli rujları, makyajıyla Aysel Gürel yazmış, Sultan Abla da Konya’da oynamış gibi. Öyle bir hayat Kırmızılı Kadın Sultan Özcan’ın yaşadığı. Biraz Füruğ şiiri en çok Aysel Gürel şarkıları. Ve onun için bu yazıyı yazarken kulaklarımda çınlayan şarkı; “Kıskanır rengini baharda yeşiller, Sevda büyüsü gibisin sen Firuze, Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu, Üzüm buğusu gibisin sen Firuze” Ruhun şad olsun Kırmızılı Kadın, temiz aşkın kefaretin olsun.

Köşe Yazıları

tümü

Gündem