17 Ekim 2026, Cumartesi

Kar

Değerli dostlarım;

Mevsimlerin  insan yaşamını doğrudan etkilediğini insanlar yaşayarak öğrenirler. Yazın sıcak oluşundan, kışın soğuğundan zaman zaman şikayet ederiz. 

Ancak bazen mevsim geçişleri bizi yanıltır. Yazın beklediğimiz sıcaklar fazla, kışın soğuklar artınca insanoğlu tabiatı gereği bunlardan şikayet  etmeyi de bırakmaz.

Nihayet kışın en önemli varsayılan özelliği  olan kar yağışı  ülkemizin birçok yöresinde yağmaya başladı. Kar yağdı kış geldi denir.

Kar, zenginler ve çocuklar için bir keyif alma, kayak kayma ve hatıralar biriktirmesi ise de  yoksullar için  zorlukları daha da zor hale getirme sebebidir. Daha çok yakacak, daha fazla giyinme, eğer köyde yaşıyor isek hayvanlara yem bulma sorunlarını artırmaktadır.

Kar, toprağın suya doyduğu, göllerin  ve barajların kurumaktan kurtulduğu  suyun anasıdır kar. Kar aynı zamanda berekettir. Toprağın, gözelerin , göllerin, nehir yataklarının suya doymasıdır bereket.

Öyle bir nimettir ki kar fazla yağarsa uğraştırır, yağmasa  yağsın diye dua ettirir insanı.

Kültürümüze, türkülerimize işlemiştir kar:

“Kar yağar bardan bardan;

Yollar kapandı kardan.

Ne gelen var ne giden,

Haber gelmedi yardan.”

diye yaşantımıza konu olmuştur kar.

Ortaokul yıllarımızı hatırlıyorum. Köyden kasabaya Ortaokula giderken o kadar çok kar yağardı ki belimize kadar kar’a bata çıka yürür, İspir’e ulaştığımızda  sobanın yanına yaklaşarak ıslanan çoraplarımızı ve elbiselerimizi kurutmaya çalışırdık. Bizi gören öğretmenlerimiz de  ısınmamız için bize yardım eder, üstü başı ıslanmış olanlarımızı sobanın yanına oturtarak yardımcı olurlardı.

Kar bizim hayatımızın ayrılmaz bir parçasıydı, Kar topu oynamak, kardan adam yapmak, kızak binmek, bacalarımızda biriken kar yığınlarını küreklerle  aşağı atarak evlerimizin veya ahırlarımızın damlarının çökmesini önlemeye çalışmak rütin  günlük işlerdi. Bazen o kadar çok kar yağardı ki köyler arasında ulaşım günlerce kesilir ve adeta köyden çıkamaz hale gelirdik. Bazen de hayvanlarımızı su içmeye götürebilmek için kar tuneli bile açtığımız olmuştur.

Uzun kış geceleri büyüklerimizin kar ve kurt hikayelerini dinler,  odun sobasında patates fırınlar, mısır patlatarak gecelerimizin tadını çıkarırdık. 

 Evimizin penceresinden  bazen karın lapa lapa yağışını, bazen de köyün içlerine kadar gelen kurt sürülerinin köpekleri nasıl avlamaya çalıştıklarına tanıklık ederdik. Kurtlar yaradılışları  gereği   çok zeki  hayvanlardı.  Önce yolun iki tarafına siner, en zayıflarını köpeğin üzerine gönderir, köpek gözüne kestirdiği kurt’u kovalarken diğerleri arkadan köpeği kovalarken kaçan öndeki kurt geri döner ve köpek bu defa ortada kalırdı.  Tam bir taktik savaşı. Bu savaş kurt kapanı olarak  Türkler tarafından savaşlarda birçok kez kullanılmış ve başarılı olduğunu  kitaplardan da okumuştuk.

Kar bizim için hem zorluklarla mücadele etme, hem de eğlence demekti.

Köşe Yazıları

tümü

Gündem