28 Ekim 2026, Çarşamba

Kaşif Kozinoğlu



Son günlerde Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümü ile ilgili yoğun bir şekilde yazılı ve görsel paylaşımlar yapılmaktadır.

Ancak, bu paylaşımların gerçekliklerden uzaklığına ve kesin bilgi olmadan ve hukukun maddi delillerine göre tespiti yapılmadan Kozinoğlu’nun ölümü üzerinde bir yargıda bulunmak ve hüküm vermek yanıltıcı ve yanlış olacaktır.

Maalesef ister eski ister yeni olsun ülkemizde gerçekleşen siyasi cinayetlerin gerçek failleri bir türlü bulunamıyor.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Ali Şükrü Bey, Sebahattin Ali…

1970’ler ve 80’lerde Doğan Öz, Bedrettin Cömert, Abdi İpekçi, Hamit Fendoğlu, Turan Dursun, Gün Sazak, Nihat Erim..

1990’larda Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Eşref Bitlis, Taner Kışlalı, Çetin Emeç, Muammer Aksoy…

2000’li yıllarda, Gaffar Okkan, Necip Hablemitoğlu, Cem Ersever, Hırant Dink, Muhsin Yazıcıoğlu, Kaşif Kozinoğlu vs. hep böyle…

Bununla birlikte ülkemizdeki dönemine ve genelde siyasi konjonktüre göre cinayetlere fail arama ve bulma gayretlerinin yeniden bir defa daha başlatıldığını görüyoruz.

Zannediyorum zaman zaman bu siyasi cinayet dosyalarının yeniden açılmasında ve fail bulma gayretlerinin arkasında bu maktul kişilerin toplumsal hafızada canlı karşılığının bulunmasından faydalanılmak istenilmesinden de kaynaklanıyor olabilir.

Bu dönemde ve bu süreçte böyle bir durum elbette söz konusu olabilir.

Kozinoğlu hakkında son günlerde yazılan çizilenlerden veya bunların ortalamasından hareketle bir kanaate varmak, öldürüldüyse muhtemel zanlılar hakkında bu şekilde kanaate varmak. ve hüküm vermek gibi bir durumla karşı karşıya kalabiliyoruz.

Ülkemizin her döneminde olduğu gibi içinde bulunduğumuz dönemde de basın yayın, medya, yönetim ve yargının ne durumda olduğu da ortada iken.

Kamuoyunu ve bizlerin zihnini şekillendiren bu mecraların yayın ve söylemlerinin ortalamasından gerçekçi bir bilgi ve fikir sonuç çıkarılabilir mi?

Bu konuda makul ve gerçekçi yaklaşım:
Ortada pozitif bilgi olmadan ve pozitif hukuka göre bir yargı kararı olmadan bir şey söylemek ve yazmak hem kendimizi hem de okuyucuların yanıltılmasına neden olabilir.

Belki de şu süreçte istenilen tamda bu olabilir.

Evet ülkemizin sorunlarına duyarlı insanlarız, Elbette ülkesini seven insanlar olarak ta böyle de olmalıyız.

Bu cinayetlere kurban gidenlere karşı vefalı olmanın bir ifadesi olarak, hiç olmazsa gerçek faillerin gerçekten bulunması için yetkili kurumlar ve kişiler nezdinde gerekli demokratik talep ve isteklerimizi dile getirmek durumundayız..

Haliyle, diğer cinayetlerde olduğu gibi Kozinoğlu’nun gerçek katilinin kim olduğunu da merak ediyoruz.
Bilmek istiyoruz. Yapılan kötülüğün kimsenin yanına kar kalmasını istemiyoruz.

Ancak bu duyarlılığımızı ve sorumluluğumuzu rasyonel bilgilere dayalı fikri, teknik ve pozitif hukukun tespitleri üzerinden dile getirmek durumundayız.

Kozinoğlu’nun gerçek faili hakkında, gerçekliği arayabilmek için ölmeden önce Aydınlık gazetesinde hakkında çıkan yayınlara ve öldükten sonra, (ölmeden önce hapishaneden yine Aydınlık gazetesine gönderdiği) yine bu gazetede yayınlanan mektuplarını bir okumak, konunun anlaşılması yolunda bir başlangıç olabilir.

Zannediyorum bu mektuplar kitap haline de getirilmişti.

Selam ve saygılarımla.

Köşe Yazıları

tümü

Gündem