Köpeklerin varlığı kimi insanlar ve çevreler tarafından insan hayatını tehdit eden ve insana zarar verenler olarak görülmekte ve gerekirse ortadan kaldırılması gerektiği dile getirilmektedir.
Oysa diğer varlıklar gibi köpeklerinde ekosistemin içinde vazgeçilemez bir yeri vardır.
Köpeklerle ilgili ileri sürülen sorunları çözmek adına ileri sürülen çare ve yöntemler olarak; Ekosistemde ve varlık aleminde insan hayatının ve menfaatinin öncelikli olduğunu, insanın diğer zararlılardan izale edilmesi mantalitesinin ve insan hayatını korumayı amaçlayan toplumsal sözleşme yasalarının gereği olarak, ayrıca ilahi anlayışlarında köpeklerle ilgili bu tasarrufu biz insanlara verdiği iddia edilmektedir.
Köpeklerin ekosistemdeki diğer canlılara da zarar verdiği ve bazı hayvan türlerinin yok olmasına yol açacak şekilde zararlı oldukları gerekçesiyle, yapılan ve yapılması düşünülen köpeklerle ilgili işlemlere bir meşruiyet zemini oluşturulmaya çalışıldığı gözlenmektedir.
Bu işlemler için ileri sürülen bir diğer önemli gerekçe ise köpek ticareti, besin ve bakım sektörü üzerinden yapılan manipülasyonlarla bu sektörü dünyada ve Türkiye’de elinde tutanların oluşturduğu rant düzeninin büyük boyutlarda olduğu ve bu durumun insan refah ve konforu aleyhine geliştiği şeklindeki değerlendirmelerdir.
Konuyu öne çıkan belli başlı bu başlıklar üzerinden ele alacak olursak;
Köpek besini ve bakımı sektörü üzerinden önemli bir rant oluşturulduğu doğrudur. Ancak bu rant her sektörde ve daha çok da insan sağlığı, konforu, tüketim anlayışı, fantezisi, sosyal hayatı, güvenliği vs üzerinden de oluşturulmaktadır. Bu durum, insanın insana ve çevresindeki varlıklara verdiği devasa maddi manevi zararla birlikte düşünüldüğünde, insandan kaynaklanan bu sorunları halletmek için önemli oranda bir insan kitlesinin lüzumsuzluğuna ve hatta dünyada insan varlığının gereksizliğine mi karar vermek lazım?
Toplumsal sözleşme olan yasaların insan hayatını öncelediği ön kabulünden hareketle, insana zarar veren köpek ve diğer zararlıların yok edilmesi gerektiği sonucuna, dünyada ve Türkiye’de hangi yasaların hangi maddesinden varılmış olabilir ki? Şayet böyle bir yasa bir yerde varsa, bu yasaların evrensel değerlerle izahı nasıl yapılabilir ki?
İlahi dinlerin birincil kaynaklarında ve özellikle İslam’ın kaynağı Kur’anın ayetleri/nasları dikkate alındığında köpeklerin itlafına/yok edilmesine cevaz veren bir ayet bir mesaj var mıdır? İslam adına verilen fıkhı hükümler ve yorumlar ilgili dönemlerde insan faydası merkezinde verilen hükümler midir? Tıpkı içinde bulunduğumuz şu konjonktürde olduğu gibi.
Oysa, İslam Kur’anda bir çok ayetiyle insanı adaleti gözetmekle ve uymakla görevlendirmiştir. Bu adalet varlık alemindeki intizam, işleyen düzen, işleyen ekosistemdir. Bu sistemde her bir canlı ve cansız varlığın yeri vardır. Mikro alemlerden makro alemlere kadar varlık okumalarımız bize böyle yani her bir şeyin sistemde olmazsa olmaz bir değerinin ve öneminin olduğunu söylüyor.
İnsanın bu işleyişe ben merkezli ve faydacı bir anlayışla yapacağı müdahaleler varlık aleminde tahmin edemeyeceği zararlara yol açar ve bu zararlardan da en çok insan kendisi etkilenir. İlahi kelamda bunun adı “bozgunculuktur” insanın buna yani ekosistemin işleyişinin hilafına hiçbir şekilde müdahale etme hakkı yoktur. İşleyen bu sisteme saygılı ve sistemin uyumlu bir parçası olma sorumluluğu vardır. Bu yaklaşım İlahi adaletin/düzenin gereğidir.
Peki insan köpek konusunda olduğu gibi varlık alemindeki bu adalet/düzen işleyişinin hilafına müdahale etme ihtiyacını neden hissediyor? Bunun cevabı, varlığın tümünü kapsayan şümullü bir adalet/düzen anlayışının eksikliği, bu düzene saygı ve uyum sağlama konusundaki yetersizliği ve beceriksizliği ile benim menfaatim merkezli düşünce darlığının içinde kalmış olmasıyla açıklanabilir.
Oysa insanın canlı cansız tüm varlık alemiyle ve hep birlikte barış ve uyum içerisinde yaşamak ve bunu sürdürmek sorumluluğu vardır. Elbette köpeklerle ve domuzlarla da, hiçbir canlı ve cansız türünü dışlamadan ve onların hayatını da kolaylaştıracak tedbirleri alarak sorumluluğunu yerine getirmek durumundadır. Bu sorumluluk ona insan olduğu için verilmiştir.
Bugün problem olarak karşısına çıkan birçok müşkülatın bir öncesinde veya daha öncesinde yine insanın varlığı kavraması ile ilgili problemler vardır.
Köpek türü belki insanoğlundan önce dünyaya gelmiş, insanoğlunun dünyada ilk önce o karşılamış, kırlarda, bayırlarda ve ıssız ovalarda binlerce senedir onun ayrılmaz dostu, arkadaşı ve yoldaşı olmuştur. Günümüzde ise insanın plansız ve programsız yoğun bir şekilde şehirlere göçmesiyle birlikte onlarda insan arkadaşlarını takiple şehirlere göç etmiş bulunmaktadırlar.
Biz insanlar hayatın doğal akışı içerisinde bu varlıklarla yeterli iletişim kuramadığımızdan ve üzerimize düşen arkadaşlık sorumluluğunu yerine getiremediğimizden aramızda çeşitli problemler de haliyle çıkıyor olabilir. Ancak bu problemlerin halledilmesi herkesin her varlığın hayat hakkına saygı çerçevesinde olmalıdır. İnsan aklı, iradesi ve bilge kişiliği ile ekosisteme ve köpek türünün hayat hakkına zarar vermeden, şehirlerde ve her ilerde oluşabilecek her ortamda işleyecek şekilde bu “herkese saygılı sistemi” inşa edebilme sorumluluğundan kaçmamalıdır.
Dini literatürün üçüncül kaynaklarında insan için kullanılan “Eşrefi mahluk” sıfatı onun yaratılmışlar içerisinde en kıymetli bir varlık olduğu anlamına gelmektedir. Ancak insana yakıştırılan bu unvanın verilmesindeki en önemli neden kendisine akıl ve irade verilmesi ve bunu kullanabilmesi nedeniyledir. Ancak bu verilenlerden de sorumlu tutulmuştur. Bu sorumluluk doğaya ve evrene karşı sorumsuz bir tasarruf ve tahakküm değil, ilahi adaleti ve ahlakı gözetme şeklinde yerine getirilmesini ifade eder.
Aynı şekilde insanda akıl irade ve bilgelik potansiyelinin bulunması, bunlarla varlığı ve varlıklar arasındaki ilişkileri keşfetmesi, varlıklar üzerinde tasarruf yapma bilgisine ve iradesinin sahip olması onun varlık aleminde işleyen düzenden bağımsız ve onun hilafına ve kendi lokal faydasına olacak şekilde hareket edebileceği anlamına da gelmez.
Konumuza konu olan köpeklerin insan merkezli ve faydacı bir yaklaşımla ekosistemden çıkarılmasıyla başlayacak uygulamalar, eko sistemde hasar ve dengesizliklere neden olduğu gibi, insanın sosyal hayatında da makbul-makbul olmayan insan, birincil-ikincil insan, genelin veya yüksek menfaatler için feda edilebilecek insan-lar gibi, insan varlığı da sınıflandırılarak ve bir birine vereceği zarar ve zulümlerle sonuçlanacak eylemlerin başlatıcısı olacaktır.
Köpek veya herhangi bir varlığın ekosistem dışına insan iradesiyle çıkarılması meselesine ister varlığın bilimsel disiplinlerinin bize söylediği ve evrensel değerler bakışı üzerinden olsun. İsterse İlahi mesajların bize söyledikleri üzerinden olsun, insanın böyle bir tasarruf yapma yetkisi yoktur.
Yaratıcının yarattıklarında ve her yarattığında bir hikmet vardır. Yaratıcı lüzumsuz işlerden münezzehtir.


