28 Ekim 2026, Çarşamba

Silivri Mahkemelerinde Bir Gün: Ekrem İmamoğlu’nun yalnızlığı…

Silivri Cezaevi, 2008 yılında açıldı.

Aslında ceza ve infaz kurumu olsa da özellikle 20 Ekim 2008’de başlayan Ergenekon ve sonrasındaki Balyoz davalarıyla, ‘yargılaması’ yani mahkeme salonları ön plan çıktı. Daha sonra 15 Temmuz davaları ve şimdi de CHP’li belediyelere açılan ‘yolsuzluk’ iddialı dosyalarla Türkiye’nin gündeminde.

Silivri’nin hiç çıkmamacasına hayatımıza girmesinin üzerinden yaklaşık 18 yıl geçmiş.

2022 yılında Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, ilçenin imajını zedelediği gerekçesiyle cezaevinin adının değiştirilmesi için Adalet Bakanlığına başvurdu. Bakanlık, cezaevinin adını “Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü” olarak değiştirdi.

Silivri cezaevine ilk kez gazeteci olarak 20 Ekim 2008’de gitmiştim. 2016’da ise avukat olarak tutuklu ziyareti yaptım. Şimdi 10 yıl aradan sonra tekrar gittiğimde “eskiden buralar tarlaydı” diye diye cezaevi kapısına ulaştım. Eskiden dağ başı görünümünde olan o tepe artık “Cezaevi şehri” olmuş, artık iyice büyümüş, binalarla, insanlarla dolup taşmış.

18 yıl önce cezaevinin karşısı tarlaydı ve orada basına ait karavanlar, canlı yayın araçları, tostçu, çaycı vs dururdu. Zamanla buraya iki büyük mahkeme salonu yapılıp önleri de tamamen kat kat polis barikatları ile kapatılmış.

Son olarak bu salonlardan birinde Aziz İhsan Aktaş davası olarak bilinen CHP’li belediye başkanlarının ‘yolsuzluk iddialı’ davası görülüyor. Suç örgütü lideri Aktaş’ın ‘itirafçı’ olup tahliye edildiği ama üyelerinin tutuklu yargılandığı eşi pek görülmeyen, ilginç bir dava. Diğer dava ise Türkiye’nin gündemindeki Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere 402 kişinin yargılandığı İBB davası. Bu dava, açılan yeni perdenin, Silivri’nin, Türk siyasetindeki rolünün yeni temsili. Uzun zaman sonra ilk kez böyle büyük ve kitlesel bir davayı gözlemleme fırsatım oldu ve geçmişle de biraz karşılaştırdım.

Bugün 30’uncu oturumu yapılan İBB davasının 28’inci gününde izleme imkanım oldu. İstanbul ve iki ilçenin belediye başkanının yargılandığı davanın izleyici sayısı beklentimin altındaydı. Sabah saatlerinde başlayan duruşmada saat 13:00’te ara verildi.

2008’de ilk yapılan mahkeme salonlarında sanıklar kapıdan sıra halinde gelip yine öyle çıkıyorlardı. Bu kez mahkeme salonunun tam ortasında alt kata inilen merdivenler mevcut. Tutuklu sanıklar tek tek oradan inerken tam merdiven başına geldiğinde izleyici tarafını selamlıyor. İzleyiciler de alkışlarla slogan atıyor. İzleyicilerin en çok alkışlayıp ‘İnan Güney onurumuzdur’ diye sloganı attıkları Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney oldu. Hemen onunla birlikte de Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan. En son 1 Eylül 2024’te Dünya Barış Günü’nde Maçka Parkı’ndaki Kardeş Türküler konserinde karşılaştığımız Başkan Şahan, epe kilo vermiş görünüyordu. Salondan en son ayrılan ise yine alkışlar ve “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları eşliğinde Ekrem İmamoğlu oldu.

Avukatlara ‘köfte ekmek’ kumanyası

Öğle arasında avukat odasına kutular içinde yemek getirildi. Kutularda her avukat için ekmek arası köfte- patates, kola vardı. İsteyen avukatlar öğle yemeklerini buradan karşıladı. Sadece bu kadar da değil. İkindi vakti de yine kutular içinde ‘su, kek, çerez ve elma’dan oluşan ara öğün geldi avukatlara. Mahkemenin üst katında yer alan kafeterya da izleyiciler için yiyecek, içecek imkanı var. Özellikle tost, pizza vs gibi yiyeceklerin fiyatları oldukça makul.

Ergenekon-Balyoz davaları zamanında cezaevi menüsü şeklinde yemek çıkan lokanta vardı. Avukatlar ve sanık yakınları orada yemek yiyebiliyordu. Artık öyle bir uygulama yok. Kafeterya hizmeti de şimdiki kadar kapsamlı değildi. Çay, dondurma vs vardı. Eskiden çay demleme idi şu anda ise sallama çay satılıyor.

Basın odası jandarmalar korumasında

Öte yandan eski alışkanlık olarak basın odasını merak ettim. Lakin ilginçtir ki basın odası mahkeme salonunun koridorunda ve daha içeride, ulaşılması zor bir yerde. Önünde jandarmalar var ve girenleri kontrol ediyor. Oysa eskiden avukat odası ile yan yana, daha serbest bir basın odası vardı. Önceki yıllardaki basın odasına göre daha küçük bir oda. Ayrıca bir de kocaman ekran var. Duruşma salonuna girmeyen ya da giremeyen gazeteciler yargılamayı oradan takip edebiliyor. Bu da epey kullanışlı bir yöntem olmuş.

“Sen bizim umudumuzsun”

Yemek ve çay faslını içeren 2 saatlik aradan sonra sanıklar tekrar salona alındığında bu kez de çıkıştaki gibi aynı alkış ve selamlama seremonisi gerçekleşti. Önceki sıralamayla aynı şekilde önce kadın tutuklular içeri girdi. Devamında belediye başkanları İnan Güney, Resul Emrah Şahan birlikte geldi. Ve en son Ekrem İmamoğlu. Bu sırada salonda ilk kez bir sanatçı da vardı. Yeşilçam’ın efsanesi İlyas Salman, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile beraber salona geldi. Dilek İmamoğlu ile yan yana oturarak duruşmayı izleyen Salman, Ekrem İmamoğlu salona girdiğinde “Sen bizim umudumuzsun, umudunu yitiren intihar etsin” diye seslendi. İmamoğlu da, “Ellerinden öperim İlyas ağabey” diye karşılık verdi. Belediye başkanlığı seçiminde İmamoğlu’na büyük destek veren ünlü isimler yargılama sırasında sessiz kalması ve ilk defa İlyas Salman’ın Silivri’ye gitmesi dikkat çekici.

“O ifadeye çalışmadım”

İBB davasında sanık savunmalarının alındığı ilk duruşmanın 30’uncu oturumuna ulaşıldı bile. Bugüne kadar en çok tartışılan itirafçı Adem Soytekin sorgusu oldu.

15:00 sıralarında başlayan oturum, itirafçı Adem Soytekin’in çapraz sorgusu ile devam etti. Soytekin bu dosyanın en enteresan sanıklarından. Hem itirafçı olmuş hem de tutuklu yargılanan bir müteahhit. Bazı ifadeleri için ‘savcılığın sorusu benim beyanımmış gibi yansıtılmış’ dedi. Bazı ifadeleri için ise, “Çok ifadem var, o ifadeden sabah haberim oldu, çalışamadım” şeklinde beyanları oldu. Savcının ya da hakimin rüşvet ima ederek “Yüzde 5’lik 10’luk bir sistem mi var” sorusuna da ‘sistem’ diye bir şey demediğini, para verdiklerini anlattı.

 Daha önce İBB davasında “etkin pişmanlık”tan yararlanan iş insanı Murat Kapki de savcıların tahliye vaadiyle kendisine kurgu ifadeler imzalattığını savunmuştu. “Etkin pişmanlık ifadeleri” üstüne kurulan bir iddianame, sanıkların savunmaları ve süren sorgular… Yani Silivri’de daha başında bir yargılama var. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için uzun bir koşu. Ama yalnız bir koşu. Ben o büyük salonda yalnız bir İmamoğlu gördüm. Bu mücadeleye nefesi yetecek mi, dava nereye varacak zamanla göreceğiz.

Köşe Yazıları

tümü

Gündem